
Doğru mu yaptık, alternatifimiz mi yoktu; bir dönem otobüsçülükten çok mu çok para kazandık. Yedik, içtik, yolcumuza gırla yedirdik. Adeta bitmek bilmeyen bir kaynağımız vardı. Taki devlet uçağa, demire, denize sınırsız kaynak aktarana kadar. Tabii bir de bizi onların önüne yem atana kadar... O gün bugündür, iki yakamız bir araya gelmiyor. Giderek artan bir kan kaybı var.
Ekonominin bir akış şekli var; ‘arz-talep’ dengesi... Arz az, talep çoksa, kıymetin artar, gani gani kazanırsın. Tersi, arz artar talep azalırsa işin de azalır, kazancın da! Ne yapmak lazım der iktisat; çok kazandığın zaman bu kazancı doğru yerde değerlendir! ‘kazanamayacağın zamanlar olacak’ der... Biz çok mu çok kazandık... Zira ne hava, ne demir ne de denizyolları bizimle boy ölçüşemiyordu. Biz ne yaptık, daha 1-2 yaşındaki otobüsü yeniledik, yolcuya yemeğine kadar ikramlar sunduk, acentelere biletin 3’te 1’i oranında komisyon ödedik, kapıdan alıp kapıya bırakacak servis hizmeti verdik; verdik de verdik vesselam! Sadece bu mu, en çok yolcunun olduğu dönemlerde bile yıkıcı rekabet yaparak bedavaya yakın bir ücretle yolcu taşıdık. Yolcuyu öyle bir lükse alıştırdık ki; ikram olarak sunduğumuz servis hizmetini kaldırdığımızda şikayet edildik, mahkemelik olduk. Dışarıdan birisine bunları anlatıp dert yakınsanız, ‘size bu müstahaktır’ derler...
Neyse geldik bugüne... Dağıtacağımız bir şey kalmadı. Biz kendimiz muhtaç duruma düştük. Devlete yalvarıyoruz, nafile... Fiyatımızı biraz yükseltiyoruz, yolcu anlamıyor, ağzında laflar geveliyor ve ‘uçağa giderim daha iyi’ diyor. Yani an itibariyle dertlerimizle baş başayız. Anlayan da, destek olan da yok. İş başa düşmüş, bu ağır ve derin krizi çözdün çözdün, çözmedin gideceğin yer belli. Yıllardır sektörü temsil eden sivil kuruluşlar, gelmekte olanla ilgili sektörü uyarıp, ne yapılması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunuyor. Bir araya geliyor, aynı şeyleri söylüyor, ‘tamam yapalım’ diyoruz, bir adım ileri gidemiyoruz. Bu sezon pek çok firma için ‘olmak ya da olmamak’ sezonu... Bari bu saatten sonra hep birlikte ulaştığımız doğruları hayata geçirelim. Ne mi yapalım; Boş otobüs kaldırmayalım. Verimliliği artıralım. Ben değil, biz kazanalım diyelim. Bölgesel firmalar olarak ortak sefer planlamaları yapalım. Her şeyden önemlisi de yapmamamız gerekenler! Ne mi yapmayalım; kış ayları da dahil, haksız ve yıkıcı rekabete girmeyelim. Karşı tarafa zarar veriyorum diye diye yapılanlar, aslında kendi kanını emip intihar edenlerdir...


