FİYAT REKABETİNİ GÜNDEME GETİRENLERE SESLENEN ÖZGÜR AYYILDIZ: ‘Fırsatçılığın karşısında tümafet bölgesinin sigortası olduk’ « Güle Güle Gazetesi

23 Şubat 2024 - 19:52

FİYAT REKABETİNİ GÜNDEME GETİRENLERE SESLENEN ÖZGÜR AYYILDIZ: ‘Fırsatçılığın karşısında tümafet bölgesinin sigortası olduk’

FİYAT REKABETİNİ GÜNDEME GETİRENLERE SESLENEN ÖZGÜR AYYILDIZ: ‘Fırsatçılığın karşısında tümafet bölgesinin sigortası olduk’
Son Güncelleme :

25 Nisan 2023 - 11:10

820 views

6 Şubat depremi için bütün imkanlarıyla seferber olan otobüs sektörü, kamuoyu nezdinde de büyük takdir toplamış, alkış almıştı. Bizde yardımları gururla sayfa-larımıza taşımış, yardımların yaralar sarılana kadar devam etmesi gerektiğinin altını çizmiştik. Daha henüz enkazlar bile tam anlamıyla kaldırılamamışken, sektörde bölge ile ilgili talihsiz bir tartışma başladı. İlk andan itibaren depremzedeleri ücretsiz taşıyan Metro Turizm, Hatay bilet fiyatlarını yüzde 50 indirimle 200 liraya çekti. Aralarında bölgeye sefer düzenlemeyenlerin de yer aldığı bazı firmalar, Metro’nun haksız rekabet yaptığını dile getiren bir açıklama yayınladı. Peki Metro Turizm cephesi buna ne diyor; yapılan bir haksız rekabet mi, insani yardımın devamı mı? Konuyu Metro Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Ayyıldız ile konuştuk. Söylemlerin sektör adına üzüntü verici olduğunu dile getiren Ayyıldız, bu iddiaların Türkiye kamuoyuna mal olması durumunda sektörün itibarının ciddi oranda sarsılacağını söylediler. İşte söyleşimiz:

GÜLEGÜLE: Metro Turizm’in afet bölgesinde fiyat indirerek haksız rekabete yol açtığını dile getirenler var. Bu konuda neler söylersiniz; yaptığınız rekabet mi, insani yardım mı? ?

Amacımız kâr etmek değil

AYYILDIZ: Metro Turizm olarak 6 Şubat tarihinde yaşanan deprem sonrası tüm gücümüzle bölgelerde insani yardım adına yapılması gerekenleri yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Afet bölgelerinin tamamında, sektör adına fırsatçılığın karşısında tüm afet bölgesinin sigortası olduk. Şalteri de kimsenin indirmesine müsaade etmedik. Elimizdeki gücü kamu menfaatine kullanmayı tercih ettik ve etmeye devam ediyoruz.  Burada yanlış anlaşılacak bir durum yok. Sonuçta tahliye sürecinin devam ettiği bir dönemdeyiz. Tahliye süreci devam ederken insanların daha kolay otobüs bileti satın alması konusunda zorluk çekmemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Burada kâr amacını 2. planda bırakıyoruz başka bir nedeni yok bunun.

GÜLEGÜLE: Peki bu konuda tepki gösterenlere ne diyebilirsiniz?

Ticaretin 2. planda olduğu bir dönemdir

AYYILDIZ: Biz ticareti kamu menfaatinin önüne koymadığımız bir dönemde olduğumuzu söylüyoruz. Diğerleri farklı bir düşüncede ise zaten onlarla aynı frekansta buluşma şansımız yok. Bunun sonucunu da zaten yaşıyoruz. Ne ben onları anlayabilirim ne onlar beni anlayabilir. Çünkü aynı frekansta değiliz. Bir taraf kâr amacını, 2. plana bıraktığı bir dönem olarak görüyor diğeri ise bunu ticari bir fırsat olarak görüyor. Onların politikaları da onları ilgilendiriyor. Herkesin stratejisi farklı. Aslında ticari olarak bakılmamalı bu duruma. Çünkü bu bölgelerde yapılan taşımacılık yer değiştirme ihtiyacı sebebi ile yapılıyor. Tüm Türkiye tek yürek olmuşken yediden yetmişe tüm insanlar seferber olmuşken ne bir fırsat amacı ne bir kâr amacı güdülmemeli.

Metro Turizm Türkiye’den kazandığını hiçbir zaman Türkiye’ye vermekten çekinmez. Hedefimiz bu zor günlerde para kazanmak değil. 14 milyon insan yerinden oynuyor.

Metro Turizm Türkiye’de halka mal olmuş bir marka haline gelmiş, ‘Ben arkamı döneyim’ diyemez. Ulusallığın gerekliliği neyse onu yapmıştır. Konu vatansa gerisi Metro Turizm için teferruat.

Metro Turizm’in bugüne kadar yapılan çalışmaları ortadadır, unutulmamalı ki duruşu her dönem bu şekildeydi. Hiçbir zaman değişmedi. Doğal afetlerin sıcağı sıcağına yaşandığı zamanlarda da bu politika izlendi. Ücretsiz seferler düzenlendi.

Afet bölgelerinde birçok işletmecimiz hayatını kaybetti. Kaybettiğimiz işletmecilerimize ait olan araçları İstanbul’dan gönderdiğimiz kaptanlarımızla tekrar aktif hale getirip seferlerimizi devam ettirdik. Deprem bölgelerine günde neredeyse 50’den fazla seferler düzenlendi, sadece İstanbul yönü için konuşuyorum. Buna paralel olarak da biz orada düzenlemiş olduğumuz ana seferlerin yanında artık nakitini kaybetmiş elinde bir bankamatik kartı bile olmayan, orayı terk etme ihtiyacı olan kişilere yardımcı olmak amacıyla ana seferlerin haricinde ücretsiz ek seferler düzenledik. Bunların yanı sıra Resmi ve Özel kurumlarla kurumsal iş birlikleri içerisinde olduk. İstanbul’dan afet bölgelerine yardım taşımak adına şehir içerisinde insanların ihtiyaçlarını gidermek adına motokurye gönüllülerinin talepleri oldu. Motorlarını otobüslere yükledik onlarla beraber gönderdik. Bize gelen hiçbir talebi asla ve asla geri çevirmedik. Hatta daha da ötesini söylüyorum şirket yöneticilerinin telefon numaraları oradaki muhtelif whatsApp gruplarının içerisinde yer aldı. Orada iletişim kurulmaya çalışılıyordu, biz tanımadığımız insanların telefonlarına tek tek yanıt vererek, onların ücretsiz tahliye ihtiyaçlarına yanıt verdik, elimizden geldiğince yetişebildiğimiz kadarına yetişmeye çalıştık.

Büyük olmak sorumluluk gerektirir!

AYYILDIZ: Hatay havalimanı kapalıyken Adana’ya giden uçak yolcularının tamamının tahliyesi de tarafımızdan yapıldı. Yalnızca şehirlerarası seferler değil komşu illerden gerçekleşen yardımların sevkiyatını da Metro Turizm yaptı.

Şunu özellikle belirtmek isterim. Biz oradaki fiyat politikasını rakip firmaların ticari hedeflerini zedelemek veya onların oradaki kârlılıklarının önüne geçmek adına yapmadık. Biz rekabetin ilk defa insanlara dokunmak adına iyilikte bir yarış haline dönüştüğünü düşünürken, insanların yardım taleplerine cevap vermemiz onları rahatsız etmiş, bir anda bölge firmalarının ortak açıklamalarıyla sanki biz orada bir sorun ve istenmeyen firma haline gelmişiz gibi ifade ettiler. Bizi bu algıya düşürmeye çalışmalarını şaşkınlıkla karşıladık. Hâla daha ne yapılmaya çalışıldığını anlayamıyoruz. Tabii ki de sonsuza kadar bu fiyat politikaları ve ücretsiz taşımanın gerçekleşmeyeceğinin farkındayız. Ama elimizden geldiğince bireysel iş ortaklarımızda dahil hepimizin ortak arzusu buradaki insanlara ne kadar yardımcı olabiliriz noktasıdır. “Gücümüzün son damlasına kadar yardım için savaşalım”, bu bizim ortak kanaatimiz. Şirket yönetiminin tek başına vermiş olduğu bir karar değil, bölge işletmecileri, bireysel iş ortakları; kısaca Metro ailesinin ortak kararıdır.

Şöyle bir gerçek de var: Bizim ileri tarihli olan sefer planlamamız içerisinde, özellikle Ege’de rasyonel bir fiyat politikası izleyeceğiz. Bodrum 700-800 bandında olacak. Keza Marmaris de… Böyle olduğu halde biz daha fazla kâr elde edelim diye afet bölgelerinde hizmet veren araçlarımızı kârlı noktalara kaydırmıyoruz. Ne diyoruz, ‘bayram yoğunluğu da olsa iş yoğunluğu da olsa, deprem bölgesine düzenleyeceğimiz seferleri eksiksiz devam ettireceğiz’… Bölgeyle ilgili ticari kaygılarımızı kenara bıraktığımız bir dönemdeyiz. Biz halk odaklı bir firmayız. O yüzden halkımızın ihtiyaçlarını, isteklerini görmezden gelemiyoruz. Ben tekrar söylüyorum; lokal firmaların yaptığı talihsiz açıklamayı görene kadar bu işin yıkıcı bir rekabet ya da ticari kaygılar ile yapılan bir rekabet olarak düşünmedik, fiyat rekabetini bir iyilik yarışı olarak algılamıştık.

 Fiziki acentedeki satışlar çok düştü. İnsanlar genelde biletlerini internetten almaya çalışıyorlar. Biz oradaki insanları buradan bilemiyoruz.  Bizim de orada bölgenin nabzını tutan işletmecilerimiz mevcut; genel müdürlüğe bağlı personellerimiz dönüşümlü olarak orada görev yapıyor. Onlar; burada tahliye olmak isteyen bazı vatandaşlarımız için bugün fiyat konusunda yardımcı olabilir miyiz?’’ diye bize bilgi veriyorlar. Biz de ihtiyaca göre günlük hatta anlık dinamik bir fiyat politikasına geçtik. Fakat diğer firmalar bizim uyguladığımız bu fiyat politikasını görüp onlar da bize paralel hareket etmeye başlayınca biz rekabetin güzel bir sonuca vesile olacağını düşünerek motive oluyorduk. Ama daha sonra kamuoyuna yansıyan haberlerdeki açıklamalar, bizim bulunmadığımız platformlarda ve ortamlarda söylenenler açıkçası hayal kırıklığına uğrattı. Biz aslında bölge firmalarından, ‘Bizim burada çalışan personellerimiz, şu anda görevlerini ve mesleklerini icra edemiyor vatandaşlarımıza yeterli hizmeti veremiyor. İstanbul’dan buradaki insanlara yardımcı olmak adına bu kadar sefer düzenlediğiniz için size teşekkür ederiz’ demelerini bekliyorduk.

GÜLEGÜLE: Çok büyük bir afet yaşadık. Yaraların sarılması uzun bir süreç alacaktır. Yardım konusunda en fanatik takımlar bile rekabet yerine ortak davranırken sektördeki bu ayırım neden sizce?

İyilik masasının etrafında buluşalım

AYYILDIZ: Biz orada fırsatçılık enflasyonunun sigortası şeklinde kendimizi konumlandırdık. Çünkü Türkiye’nin pazar lideri konumunda olan firmanın uygulayacağı fiyat politikası diğer firmaların fiyat politikasını belirler, bu her zaman böyledir. Sektördeki büyük oyuncu aslında baktığınızda o bölgedeki fiyat politikasını belirlemekle yükümlüdür. Biz de sektördeki büyüklüğümüzün gerekliliğini yerine getirdiğimizi düşünüyoruz. Orada fırsatçılık yapsaydık, sektörün bütün küçükleri arkamızdan aynı şekilde bizi takip edeceklerdi. Biz orada iyilik namına oradaki insanlara yardım etmek ve onlara dokunma anlamında öncü olduk. Yapılanlardan da birileri rahatsız oluyorsa, rahatsız olanları vicdan muhasebesi yapmaya davet ediyorum. Benim de onlara çağrım budur. Önce bir vicdanlarını sorgulasınlar.

Öte taraftan bahsi geçen ortak açıklamaya imza koyup Hatay’a hiç seferi olmayan firmaların da yer alması hayli düşündürücü değil mi? Açıkçası iyi niyetli olmayan, talihsiz bir açıklama olarak gördük. Sen sevinmen gerekirken, neden rahatsız oluyorsun ki? Bizce bunların da sorgulanması gerekiyor. Aslında bu işin altında ne fiyat politikası ne deprem bölgesine yardım maksatlı seferlerin yapılmış olması var.  Altında bambaşka bir şeyin yattığını gösteriyor. Burada öncülüğün iyilik değil ticari kaygıdan da öte başka bir şey olduğu ortaya çıkıyor. Burada iyi niyetli bir yaklaşım göremiyorum. Sizin de dediğiniz gibi spor kulüpleri ve taraftarları bile yardım organizasyonu konusunda birbirleriyle yarış halindeyken birde bizim yaptıklarımıza bakın! Aynı otogarlarda, aynı çatı altında yıllardır birlikte hizmet eden bizlerin de iyilikte yarışa girmesi gerekirdi.  Biz burada konsolide olmayı başaramadığımız için, Türk otobüsçülük tarihi belki de tarihinin en büyük ve en iyi birlikteliğini kurma fırsatını elinden kaçırmış oldu. İyi ki bunlar sadece sektör basınında yer alıyor ve iyi ki bu sektörün içerisinde yer alan kişilerin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarıyla sınırlı kalıyor. Bunu dışarıdan birinin yani bu hizmeti alan herhangi bir vatandaşın bu yazıyı okuması veya bu yazılarla karşılaşması durumunda yaşayacağı hayal kırıklığı bizim yaşadığımızdan çok daha büyük olacak. Federasyonumuz bu konuda öncü olsun. Bütün Hatay bölgesinde faaliyet gösteren firmalar, ulusal firmalar masanın etrafında toplanalım ve deprem bölgesindeki vatandaşların ihtiyaçlarını gidermek için başka neler yapabiliriz konuşalım çağrısında bulunuyorum. Onların çağrısına başka bir çağrı ile cevap veriyorum. İstanbul’da olur, Hatay’da olur Ankara’da ortak bir noktada olur hiç fark etmez. Dedikleri her noktada buluşmaya, oradaki insanlara yardımcı olma maksadı ile beraber bir araya gelmeye hazır olduğumuzu söylüyorum.

TOFED o dönem bize ve diğer tüm firmalara bir iyilik çağrısında bulundu. Çünkü federasyon bu sektörün çatısıdır, değişmez gerçeğidir. Federasyona gelen bütün yardım çağrılarına istinaden biz gereken ne ise Metro Turizm olarak seve seve yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz.

Bizi zor günlerimizde hayal kırıklığına uğratan düşmanlarımızın konuştukları değil, dostlarımızın sessizliği oldu

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.