Ergün: Otobüsçünün en yoğun zamanında 4 günlük mutluluk « Güle Güle Gazetesi

19 Haziran 2024 - 08:10

Ergün: Otobüsçünün en yoğun zamanında 4 günlük mutluluk

Ergün: Otobüsçünün en yoğun zamanında 4 günlük mutluluk
Son Güncelleme :

17 Ağustos 2022 - 15:03

10.282 views

MEVCUT ekonomik koşullar artık firmaların tek tek hareket ederek sıkıntıyı atlatmayı imkansız kılıyor. Tek çare, yıllardır hep dile getirdiğimiz, ancak bir türlü başaramadığımız ortak harekette. Bugün bu çok daha elzem hale gelmiştir. Tamam da bir araya gelip ne yapabiliriz? TOBB Sektör Meclisi Başkanı ve TOFED, son dönemlerde taşıma işi organizatörlüğü projesi üzerinde çalışıyor. Buna göre her firma kendi marka değerini koruyacak, işleyişi ise kurulacak ortak organizasyon organize edecek. Bu proje ile kaynak israfının önüne geçilmesi ve daha fazla kazanç elde edilmesi hedefleniyor. 25 yıldır çeşitli firmalarda görev alan Volkan Metro İstanbul Bölge Müdürü Neşet Ergün de, böyle düşünenlerden. Neşet Ergün ile ‘4 günlük mutluluk’ dediği yaz sezonunu, işlerin seyrini ve yapılabileceklerini konuştuk. İşte Neşet Ergün’ün açıklaması:

ACAYİP günlerden geçiyoruz; mesela Kurban Bayramı tatili… Büyük bereketin yaşandığı 2011 yılından bu yana yolcu yoğunluğunun en fazla yaşandığı bir tatil oldu.

Kısa hat, uzun hat farkı olmaksızın dehşet bir yoğunluk vardı. Üstelik de 400 liralık bilet fiyatları 700’e, 500 liralıklar da 900’lere çıktığı halde. ‘Daha ne’ dediğinizi duyar gibiyim! Dahası şu: Bu bereket, bu mutluluk sadece 4 gün sürdü… Kelebeğin ömrü misali!

Bayramdan sonra işlerde yüzde 50’ye varan bir düşüş yaşandı. Anlayacağınız yazın ortasında kışı yaşıyoruz. Yaz tatili olmasına karşın, ek seferler yapmamız gerekirken otobüsler 9-10 boş koltukla yola çıkıyor.

Sektörde 50. bayramım; 25 senede ilk kez böyle bir bayram gördüm. Önceki senelerde kısa mesafede hep şöyle olurdu: Bayram arifesinde iş olmazdı, bayram öncesi iş olmazdı; bayramın 1. günü iş başlar ve 3 gün sürerdi.

Dördüncü günde ise dönüşün yoğunluğu yaşanırdı. İlaveler koyardık. Bu sene ise birinci gün iş olmadı. ‘İnsanlar kurbanlarını kesti o yüzdendir. Yarın yoğunluk başlar’ diye düşündüm. Ama maalesef 2. gün de 3. günde de aynı kesat! Nedeni ortada aslında.

Vatandaşın alım gücü yerlerde sürünüyor. Çok ama çok mecbur kalınmadan kimse artık seyahate çıkmıyor. Mazot fiyatları bir nebze olsun düştü; umarım bu ucuzlama dönüş yolculuklarına yansır. Hatta bir patlama bile olabilir. Umarım öyle olur ve kayıplarımızı bir nebze olsun telafi ederiz.

Mazot düşse de biz de fiyat indirsek

Tabii bu arada taşıma fiyatlarımızı yükselttiğimiz için tepkiler alıyoruz. Bunu dile getirenleri, otobüsçünün realitesini öğrenmeye davet ediyorum.

Daha düne kadar biz kendimiz demiyor muyduk; ‘enflasyona ve hayat pahalılığına karşın yıllarca taşıma fiyatlarımıza zam yapmadık ve hatta rekabete tutuşup daha da aşağılara çektik’ diye… Biz yine fiyatları artırmak istemiyoruz; ama koşullar bunu zorluyor ve yapmadığımızda bu sonumuz olabiliyor. Gönül isterdi ki mazot yine 5-6 liralara düşsün, biz fiyat indirelim ve yolcu sayımızı artıralım! Hangimiz istemez; otobüslerimiz 15 kişi yerine tam kapasiteyle yola koyulsun…

Tabii bu arada kısa mesafenin kaybı daha da büyük; çünkü Beylikdüzü ve Trakya’nın birçok yerinde 19 kişilik araçlar harıl harıl yolcu taşıyor. Onların giderleri bizimkinin 5’te biri. Hal böyle olunca çok daha ucuza taşıyabiliyorlar ve yolcularımızı elimizden alabiliyorlar. Bu araçlara D1 izni de çıkınca, daha da palazlandılar. 

Mesela bir arkadaşım bana resim attı; arife günü biz boşları oynarken, Beylikdüzü’nde bu araçlara binmek için kuyruklar oluşmuş.

Durum böyle olunca ihtiyaç olduğu halde otobüs yatırımı yapamıyorsunuz.

10 otobüs 60 milyon, risk büyük

Biz, Trakya Metro olarak 10 adet Mercedes-Benz Tourismo yatırımı yapmak istiyoruz. Bakıyorsunuz bir otobüsün fiyatı 6 milyon lira; 10 otobüs için 60 milyon lira gerekiyor. Bu parayı vereceksin ve sen 15 yolcuyla yola çıkacaksın. Akşam ya cebinden mazot parası koyacaksın yada kafa kafaya geleceksin, şükür edeceksin. Bizler profesyonel yöneticiyiz, gerekli yerde müdahalemizi ederiz.

Yöneticiler olarak, iyi ve kusursuz arabalar ile çalışmak, en iyi hizmeti vermek isteriz. Ama sonuçta şirketin sahibi söz konusu, onun sermayesi söz konusu. 10 otobüs 60 milyon lira kolay rakamlar değil.

Demin de dediğim gibi ekonomi kötü,  insanların artık alım gücü kalmamış. Bir bilet 200 lira; daha önceleri insanlar arabayı kaçırdığı zaman çok rahatlıkla bir sonraki araca bilet alabiliyorlardı, ama şu anda vicdanen onu yapamıyoruz. Çoğu kişinin cebinde 200 lira para yok. Geçen gün bir kız öğrenci geldi. Arabayı kaçırmış, aşağıda hüngür hüngür ağlıyor.

Dedim ki ‘’Kızım neden ağlıyorsun’’; dediler ki ‘’Arabayı kaçırmış’’. ‘’Ya ,niye ağlıyorsun ‘’ 200 lira senin o döktüğün göz yaşlarına değer mi? ‘Kapatın bir tane yer, gönderin’ dedim. 200 lira koşullara göre büyük bir para değil; ama çevirin 10 kişiyi bakın kimin cebinde bu para var!

Gelelim bizim firmaya… Trakya Metro olarak Edirne bağlantılı 13 tane uzun yol yapıyoruz. Bayram arifesi otobüslerimiz Antalya’dan boş geldi.

Bayram sonu Antalya’dan boş geldim… Bayram sonu Marmaris’ten, Ankara’dan boş geldim… Sen Ankara gibi bir yerden Marmaris gibi bir yerden yada yazın ortası Antalya gibi bir yerden 15-20 koltuk boş geliyorsan, zaten kârın komple gitmiş demektir. Şimdi şimdi biraz dönüşler başladı, gidişler de buradan ona takviye oluyor.

Dediğim gibi artık tek hedefimiz 15 Ağustos’tan sonra başlayacak olan dönüşlerdir. Eylül başı da  üniversiteler açılacak.

Artık biz takvime bakıyoruz, özel günlere bakıyoruz; okullar ne zaman açılacak, üniversitelerin kayıtları ne zaman başlayacak, üniversiteler ne zaman açılacak artık o günlere bakıyoruz…  Niye; çünkü muhtaç kaldık o günlere… Önceden öyle bir problemimiz yoktu her gün vardı o yolcu.

Sefer sayıları giderek daha da düşecek

Şu anda firmaların büyük kısmı ciddi oranda sefer kısıtlamasına gitti. 10 sefer yapan, 7’ye veya 5’e düşürdü.

Ama şu anda marka anlamında ciddi bir rekabet var ve biz de Metro Turizm gibi Türkiye’nin en büyük markasıyız. Bu yüzden sefer kısıtlamasına gitmiyoruz.

 Geçen yıl bir yere 10 sefer düzenliyorsak bu yıl da aynı… Evet yolcu az, evet maliyet yüksek ama, biz yolcumuzu korumak adına kısıtlamaya gitmedik. Benim hep savunduğum bir şey var; hızlı trenin yaygınlaşması ve bu ekonomik koşullarla  birlikte otobüsçülük bu çalışma şekliyle ayakta kalamayacak. Firmaların anlaşarak saat paylaşımları, hat paylaşımları yapması kaçınılmaz. Aksi halde gerçekten de bu işi yapamaz hale geleceğiz.

Örnek veriyorum Edirne’de kim var; Nilüfer ve Metro Turizm… Nilüfer 7 sırasını yapacak Metro 8 sırasını yapacak; Nilüfer 9 sırasını yapacak Metro 10 sırasını yapacak…

Ankara’ya kim var; Pamukkale, Kamil Koç, Metro var… Herkes sırayı bölüşecek; çünkü başka türlü yapma şansı yok. Şuan Türkiye’nin her yerinde hızlı tren projesi var, 3-4 sene sonra bu projelerin çoğu tamamlanacak. Bir de sektör bu çıkmazdayken, hızlı tren bizi ezer geçer. Tabii iş birlikleri yapmazsak!

Şimdi ben Lüleburgaz’a 2 saatte gidiyorum, hızlı tren 1 saatte gidecek, Edirne’ye 3 saatte gidiyorum, hızlı tren 2 saatte gidecek.

Devletin hem havayollarına hem demiryollarına ayrı bir hassasiyeti var sevgisi var zaten, bunu herkes biliyor onlarla rekabet yapma şansımız yok. Şu anda Halkalı kalkışlı Trakya’da sadece normal tren var sabah ve akşam günde 2 sefer yapıyor. En az taşıdığı yolcu sayısı 2.000…

 Çünkü ucuza taşıyor, çünkü benim 200 liraya gittiğim yere 35 liraya gidiyor. Rakibim devlet, baş etme şansın yok ki! 2000 yolcuyu böl 40’a; 50 otobüs yapar.

Bizim tüm Trakya firmaları 50 otobüs dolu gidemiyoruz; adam sadece sabah akşam yapıyor. Bunu bir de hızlı trenle düşünün; 2 saatte bir sefer sayısıyla bize iş yapma şansı kalmaz.

Firmalar TOFED’e tam destek vermeli

Böylesi bir dönemde otobüs firmalarına ve sektörün sivil kuruluşlarına büyük görev düşüyor. Sevinerek görüyorum ki TOFED de bu iş birliği noktasında son derece samimi…

Gazetenizde TOFED Genel Başkan Vekili Erdem Yücel bey’in taşıma organizatörlüğü konusunda son derece doğru ve çarpıcı açıklaması yer aldı. Bu konuya sıcak bakmanın ötesinde somut adımlar da atıyorlar.

Ben bir sektör mensubu olarak bu girişimi sürdürenlere teşekkür ediyorum. Ancak olumlu sonuç alınması, firma sahiplerine bağlı. Derim ki yol yakınken bir araya gelip bu organizatörlük meselesini nihayetlendirelim. Neticede sivil kuruluşların tek gücü, tabanından yani firmalardan gelir.

Biz olmasak onlar orada olabilirler mi? Biz onları seçmesek onlar o yönetimde olabilirler mi? O derneği kurabilirler mi?

O dernek, firmaların imzaları ile kurulmuş, dolayısıyla o derneğin amacı bizi savunmak, bütün firmaları bir çatı altında toplamak, tüm firmaların hakkını savunmak, tüm işletmecilere öncülük etmektir. Oraya gelen insanlar boşuna gelen insanlar değil, sektöre senelerini verenler, bu sektöre 1-2 sene sonra ne olacağını öngören insanlardır.

Taşıma işi organizatörlüğü konusunda 2-3 yıl sürecek ciddi bir proje üzerinde çalışıyorlar.

Koşullar çok daha fazla ağırlaşacak. Belki yarın bir takım şeyler yapmak adına geç olabilir. Mesela benim İstanbul bölgesi olarak maaş giderim 65 bin liraydı, şu anda  yüzde yüze geçen bir artışla 140 bin liraya çıktı. Yazıhane maliyetleri arttı, elektrik arttı, doğalgaz arttı…

Mazot tavan yaptı, ki nerede duracağı bile belli değil. O yüzden herkesin daha dikkatli olması lazım, herkesin daha aklıselim hareket etmesi lazım, fiyatla değil hizmetle rekabet etmesi lazım. Artık büyük firmaların bazı şeyleri gözden geçirmesi lazım, yoksa dediğim gibi yaz zorlu geçiyorsa varın kışı siz düşünün. 

Trakya Metro olarak pandemi öncesi yaz sezonunda 65 sıramız vardı, şimdi 35’e düştü. Yani maliyetlerdeki artış bir yana işlerde de yüzde 50’lik bir düşüş var. Kaybımız katlamalı… Son söz olarak; kaybedecek vaktimiz yok. Tek çare de birlikte hareket etmek. TOFED’in taşıma işi organizatörlüğü projesi de tek çare olarak karşımızda duruyor. Tam destekliyoruz ve tüm firmaları da desteğe davet ediyoruz…

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.