• Dolar Alış / Satış: 5.55 / 5.56
  • Euro Alış / Satış: 6.39 / 6.402
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

UMUTLARIMIZI YİTİRMEMELİYİZ

16 Nisan 2018
UMUTLARIMIZI YİTİRMEMELİYİZ

Artvin Ses Seyahat Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bilir:

GÜLEGÜLE: Sıkı rekabetin yaşandığı bir bölgede hizmet vermektesiniz. Sektörün durumu da ortada. Artvin Seyahat ve sektör için nasıl bir 2017 senesi geçirdiğinizi söylersiniz?

 

BİLİR: Artvin Ses olarak Türkiye ekonomisini baz alırsak kötü bir sezon geçirmedik. İyi de bir sezon geçirdik diyebilirim. Biraz da yenilendik; firmayı yeniledik, araçları yeniledik, yazıhaneleri ve çalışanları yeniledik. Bir yenilik içine girdik, ciddi bir değişim gerçekleştirdik. Bu değişimin karşılığını aldığımızı da ifade etmeliyim. Mavi araçlarla başlayan reklamımız kış sezonuna dahi yansıdı. Beklentimizi karşıladık. 2017 itibarıyla doluluğumuz yüzde doksanlar cihetindeydi ki kabul edersiniz çok başarılı bir oranda dolulukla çalıştık. Çalışanlarımızla da araçlarımızla da bir sinerji yakaladık, hepsi bir ‘puzzle’ parçaları gibi birbirini tamamladı. Şimdiki yatırımlarımız geçen sezonun meyveleriyle, bize verdiği nüanslarla yaptığımız yatırımlardır bunu da son olarak ifade edeyim.

 

GÜLEGÜLE: ‘Yeniliğin Sesi’ sloganı ile yaptığınız yatırımlar ile bölgeniz başta olmak üzere sektörde ses getiriyorsunuz. Artvin Ses 2018’e nasıl başladı? 2018’den firmanız ve sektörümüz adına beklentilerinizi öğrenebilir miyiz?

 

BİLİR: Firmamız adına söylersek az önce de izah ettiğim gibi 2017 verilerine dayanarak 2018’e ciddi yatırımlar yaparak girdik; çok ciddi yatırımlar yaptık. “Bunun karşılığını alır mıyız?” sorusunu sorduğumuzda beklentimiz; alırız şeklinde oluyor. Yolcu kitlemiz büyük bir potansiyel taşımakta. Analizler yaparak birtakım beklentilere girdik ve işte tam da bu beklentilerle yatırımlarımıza başladık. 2017’nin daha üstünde bir beklentimiz var ve karşılanacağına da eminim desem yerinde bir belirleme olacaktır. Sektörümüzde yolcunun beklentisini süzüp onu memnun ettikçe, doluluk oranı olarak da ekonomik olarak da mutlu oluyorsunuz.

Sektörün fotoğrafını çektiğimizde ise bakıyoruz mazot 5 TL psikolojik sınırını çoktan aşmış. Diğer yandan sektörümüzün artık yüzde 50-60’ı doğrudan gider olarak yazılıyor. Bu mertebede giderin en büyük aktörü mazot olunca, teknolojik ve ekonomik araçlara yöneliyoruz. Umutlarımızı yitirmemeliyiz, yarınları bekleyip görmeliyiz.

 

GÜLEGÜLE: Malumunuz olduğu üzere yeni Karayolu Taşıma Yönetmeliği Ocak ayında Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. D1 ve D2 belgelerinin birleştirilmemiş olması, taşıt kartı fiyatlarının artmış olması, belge alabilmek için aranan şartların ağırlaşması gibi değişiklikler başta olmak üzere yeni yönetmeliğin sektör ihtiyaçlarına cevap verebildiğini düşünüyor musunuz?

 

BİLİR: En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim; düşünmüyorum. Sektörümüz benim gözümde şu an en başı boş sektör. Sektörü yöneten idari makamlar kesinlikle sektör ihtiyaçlarını göz önüne alarak bir çalışma yapmamış. Yani Ulaştırma Bakanlığı’na veya ilgili birimlere sorunlar aktarılamamış yahut aktarılanlar dikkate alınmamış. D2 araçlar nereye, nasıl çalışıyor; bununla ilgili bir denetim yok. Ulaşım düzenlemesi Esenler ve AŞTİ’yi regule etmekle bitmiyor. Her firmanın bir A noktası var. A noktalarında denetim sıfır. Denetim de şimdiki anlayışla bir denetim olmamalı. Şu kadar koltuğu tamamla, al belgeni. Bu düzen, düzensizliği sonuçluyor. Günümüzde D1 ile çalışanlardan çok D2 ile çalışan firmalarla rekabet ediyoruz. Nasıl mı? Otobüsçü zaten bayramlarda, tatillerde para kazanıyor. Kışın zararını karşılarsa şükrediyor. D2 belgeliler mantar gibi türüyor bu zamanlarda, ne sözleşmesi var ne de elini taşın altına koymuş. Nereye gittiği kimin yolcusunu taşıdığı belli değil. Bayramlar bize çok ciddi zarar veriyor. Bayramda bu metodla aramıza sızan iki araç onlarca aracın kârını süpürüp kenara çekiliyor. Üstelik bahsettiğim şahıslar örneğin Diyarbakır’da belge almış, İstanbul’dan yolcu taşıyor. Kimse çıkıp demiyor ki kardeşim senin İstanbul kalkışlı taşımacılıkla alakan nedir?  Özetle maalesef yatırımcı olarak bizim sıkıntılarımıza merhem olunmamıştır, sonuçları müsbet olmamıştır.

 

GÜLEGÜLE: Yeni Tourismo’nun ardından geçtiğimiz günlerde teslim aldığınız Lion’s Coach’ın firmanıza hayırlı olmasını dileriz. Yatırımlarınızda sizi yönlendiren en önemli etmen nedir? Sektörde egemen olan ‘marka takıntısı’ sizce yersiz midir? Filonuzda farklı markalarda araçlar bulundurmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

 

BİLİR: Ben, marka takıntısı bulunmayan biriyim. Kişilik olarak rekabete meyilli biriyimdir. Benim firmamda birbirine rakip araçlar görmek ve bunları diğer firmalara da yaymak istiyorum. Serbest piyasada hiçbir alanda tekelleşilmesin. Tekelleşilen yerde kalite düşer. Üç üreticiyi de güçlü tutmamız lazım ki yolcumuza hep iyi araçlarla hizmet verebilelim.  Tourismo’dan çok memnunuz. Ancak, bahsettiğim gibi bir rekabet oluşsun, MAN’ın da üstün özelliklerini test edelim, düşük yakıt konusunda hangisi iddialı görelim diye Yeni Lion’s Coach’ı tercih ettik. Umuyorum ki bu iki büyük üreticinin araçlarından da memnun kalırız.

 

GÜLEGÜLE: Artvin’de VİB yazıhanesi kapanırken, Artvin Ses’in Ankara ve İstanbul’da VİB yazıhanelerinin kullandığı gözlerden kaçmadı. Bir iş birliği oldu ise bu iş birliği hakkındaki görüşleriniz ve mesajlarınız nelerdir? Sizce artık sektör sert rekabeti bırakıp güç birliklerine eğilmeli midir?

 

BİLİR: Artvin VİB bizimle çalışmıyordu, daha sonra oradan ayrıldılar. Bizim AŞTİ peron numaramız da ters kalıyor idi, sağolsun ‘ayakçılar’ da işimizi iyice engelledi. Biz de metro çıkışlarına yakın bir yerden kendimize yer bakınmaya başladık. Ardından Artvin’e aşina VİB ile görüşme kararı aldık. Fakat işletmeleri birleştirmek şeklinde değil alan kullanımı konusunda kiracılık noktasında bir teklifimiz oldu. Diğer maliyet yüklerini de hesapladığımız vakit bu tip işbirliklerinin kârlı olacağı düşüncesini taşıyoruz. Tamamen kiracılık usulündeki bu işbirliğimiz başka bir firmayla da olabilirdi, ancak VİB ile çalışmaktan çok memnunuz. Umarım bu birliktelik uzun ömürlü olur.

GÜLEGÜLE: 2+1 otobüslerle Artvin’e sefer düzenleyen ilk firmasınız. Filonuza eklediğiniz son iki araçla birlikte ‘Yeniliğin Sesi’ sloganınız daha anlamlı bir hâl alıyor. Başta Artvinli hemşerileriniz olmak üzere, Artvin Ses hizmet verirken hangi prensiplerle çalışmaktadır?

 

BİLİR: Tabii ki yolcu memnuniyeti ve güvenliği bizim değişmez birinci önceliğimizdir. Malum olduğu üzere Artvin diğer bölgelerimize benzemiyor, 22 saatlik bir rotadan söz ediyoruz; gidiş dönüş 3000 km yol ediyor. Yolcunun koltuklar, eğlence sistemleri, molalarımız, hizmetimiz gibi bir bütün oluşturan kalemlerden memnun kalmasını arzuluyoruz. Eskiden beri bu saydıklarımızın, bizim işimize adını veren ‘otobüs’ü yeni tutmakla sağlanabileceğini düşünmekte ve bu fikriyatta hareket etmekteyiz. Dolayısıyla, arıza oranımız azalıyor, konfor artıyor; netice olarak da pozitif dönüşler alıyoruz.

 

GÜLEGÜLE: Sektörümüzün girdiği dar boğaz ortada. Yakıt, otoyol ve otogar gişe maliyetleri kara yolu yolcu taşımacılığı sektörünün kârlılığını alıp götürdü. Ücretsiz servis ve acente maliyetlerini ortadan kaldırmaya yönelik bir iradenin sektörü kısa vadede ekonomik olarak rahatlatacağını düşünüyor musunuz?  Sizce, sektörümüz ve sektör meslek kuruluşları bu tarz konularda ve devlete karşı sektörün haklarını savunma noktasında gereken iradeyi gösterecek yeterlilikte midir?

 

BİLİR: Devletçe sahip çıkılmayan bir sektörüz diyerek başlayayım. Ancak bunu salt devlete bağlamak da adil olmayacak. Sektörümüzü yönlendiren sözüm ona kanaat önderlerinin eksikliğine bağlamalıyız en başta. Sorunlarımızı analiz edememişler, teşhisi doğru koyamamışlar dolayısıyla bir tedavi de uygulayamıyoruz. Maliyetlerden kısabildiğimiz kadarıyla sıkarak yolumuza devam etmeye çabalıyoruz.

Ücretsiz servis ağı konusu artık birçok yöremizde tartışma konusu olmaktan çıktı. Esasen İstanbul’da büyük bir gider kalemi olarak varlığını devam ettiriyor. Şöyle ki; İstanbul’un salt otogarlar değil bir bütün olarak ulaşım altyapısının değişmesi gerekiyor.

3.Köprü yapıldı; bir saat kotası olmaksızın otobüslere mecburi yön ilan edildi fakat otobüsler Dudullu’dan men edilmedi. Biz şimdi ne anladık bu işten? Kurtköy civarına bir cep otogarı yapılması şart olmuştur, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın yakınlarında bir otogar artık ihtiyaç olmuştur. 3.Köprü hasebiyle İstanbul’a gelen her otobüsümüz 250 TL ek masraf yapıyor.

Ayriyeten, fahiş otogar ücretlerine de değinmemiz lazım. Örneğin, Artvin’den gelirken Samsun Otogarı’nda bir yolcu alıyoruz 60 TL’ye; 80 TL otogar ücreti veriyoruz. Deli Dumrul hikayesine döndü bu durum. Otogar işletmeleri artık kişilere/şirketlere devredilmemeli, yerel yönetimler marifetiyle yönetilmelidir.

Bahsettiğim hususlarla bir bütün olarak resme bakacak olursak, yönetimsel açıdan sektörümüz ümit vaat etmemektedir. Biz de bu bağlamda umut taşımıyoruz. Mevcut kuruluşların bugüne kadar yaptıkları ortada iken bundan sonrası için aynı isimlerle ümit beslemek şapkadan tavşan çıkmasını beklemeye benzeyecektir.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN