• Dolar Alış / Satış: 5.26 / 5.27
  • Euro Alış / Satış: 5.934 / 5.944
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

Kendi çaremizi üretmek zorundayız…

5 Şubat 2019
Kendi çaremizi üretmek zorundayız…

GEÇEN hafta  İçişleri Bakanlığımızın daveti ile Emniyet Genel Müdürlüğümüzde otobüslerin karıştığı trafik kazaları ile ilgili bir toplantı yaptık. Benzer bir toplantıyı, geçen sene de yapmıştık. Sayın Bakanımıza, bu konudaki duyarlılığından dolayı teşekkür ediyorum. Haklı tarafları var özellikle mevsime dayalı kazalarda bir artış oldu. Mevsim dışı kazalarda da bir artış oldu.

Biz, kazaların asıl nedeninin sosyo-ekonomik nedenlerden kaynaklandığına inanıyoruz. Elbette başka nedenler de söz konusu. Evet; kazalar dikkatsizlik, yorgunluk, uykusuzluk ve telefon kullanımı gibi nedenlerden kaynaklanıyor. Burada şunu sormak gerekiyor; kaptan neden dikkatsiz, neden yorgun, neden uykusuz? İşte bu soruların cevabını aradığımızda olayın sosyo-ekonomik boyutu ortaya çıkıyor. Sektör köprülere, otoyollara verdiği ağır bedellerden dolayı sürücüye yeterli parayı veremiyor.

 Veremeyince sürücü geçinemiyor, firmalar az sürücü çalıştırmak zorunda kalıyor. Sürücüler gereğinden fazla direksiyon başında kalıyor. Başka bir boyutu da, meslek cazip olmadığı için arkadan yeni sürücü gelmiyor. Bu ağır koşullarda çalışmak istemeyen insanlar şoför olmak istemiyor.

Dolayısıyla niteliksiz sürücüler ile birlikte varlığımızı devam ettirmeye çalışıyoruz. Dediğim gibi şoföre vermemiz gereken parayı köprüye, otoyola verince şoföre para kalmıyor. Davetli bütün firma temsilcileri de, bu konuyu toplantıda açıkça dile getirip destek talebinde bulundular.

Köprü otoyol maliyetlerinden bahsettik, sektörün içinde bulunduğu ekonomik sorunların kazalara etken olduğunu  ifade ettik. Onun dışında ben özellikle Emniyet Genel Müdürlüğüne buradan teşekkür ediyorum. Müdürümüz çok net bir şekilde ifade ederek, şunları söyledi:

“Sizde temsil sorunu var. Kendinizi ifade edemiyor, yapmanız gereken işleri kendiniz yapmıyorsunuz. Yolcudan aldığınız parayı çarçur ediyorsunuz. Bir araya gelmiyorsunuz, boşa sefer yapıyorsunuz, kaynakları boşa tüketiyorsunuz”.

Ben Emniyet Genel Müdürüne bizi tarif ettiği ve yapmamız gerekenleri çok iyi ifade ettiği için çok teşekkür ediyorum. Çok net şekilde hepimize bir ders verdi. Şimdi o dersi iyi işlememiz gerekiyor. Biz bunu yıllardır söylüyoruz. Resmi ağızlar da bunu söylemeye başladılar. Dışardan bakan gözler de bunu görmeye başladı. Siz boş sefer yaparsanız, siz ucuza yolcu taşırsanız, siz birbiriniz ile rekabet ederseniz, aldığınız parayı servise, acenteye, komisyona, oraya buraya verirseniz otobüsçüye verecek paranız kalmaz.

Çember daralıyor. Gelinen noktada şehirlerarası otobüslerle taşınan yolcu sayısı 2018’de 176 milyona düştü…  Nereden geldik buraya 225 milyondan geldik. Uçağa giden yolcu var, otomobile giden yolcu var, trene giden yolcu var, yeni uçaklar ve yeni tren hatları geliyor onlara gidecek yolcu var. Bunlar hayatın olağan akışı. Herkesin şu gerçeği bilmesi lazım. Toplantıya gidiyoruz hiçbir arkadaşımız toplantıya gelmiyor. Gelenleri tenzi ediyorum ayırıyorum. Hepimiz uçağa biniyoruz, insanlara gelin otobüse binin deme hakkımız yok. Ama biz otobüsün, uçağın, trenin olmadığı hatlarda hala iş yapabileceğini düşünüyoruz.

Firmalar birbiri ile yarışacağına, birlik beraberlik içinde hareket etsin. Bir sinerji yaratılması lazım. Yine Türkiye genelinde bu servis hizmetlerini konsilide etmek lazım. Servisi zarardan bir kazanca dönüştürmemiz lazım. Ücretli şehiriçi servis taşımacılığı için belediyelerden, bakanlıklardan destek almamız lazım. Kendi yolcumuzu şehir içine indirdiğimizde, onu az da olsa bir ücretle taşıyıp oradan zarar etmemiz lazım. Acentelere verilen komisyonun hiç değilse bir kısmını, elektronik biletle birlikte kazanmamız lazım. Bunları ifade ettik.

Tabii devletten beklediğimiz şey, bu sektöre hat esasını ve sınıflandırmayı getirmesi. Herkes istediği yere, istediği saate sefer yapamamalı. Her önüne gelene otobüs belgesi verilmemeli, mesleki yeterlilik kriterlerinde çıtayı yukarı kaldırmak gerekiyor. Yani artık 3-5 otobüsü olan, otobüs firması kuramamalı. Diğer taraftan otobüs kazalarını önlemek için de mutlaka firmaların oto kontrol sistemleri kurması gerekiyor.

Mesela geçen gün alkollü bir sürücü otogardan ihbar edildi ve yakalandı.  Zil zurna sarhoş, buradan Alanya’ya gidecek. İstanbul’dan Alanya’ya kadar gidecek bir sürücüyü denetleyememiş firmanın bu işi yapmaması lazım. İşte mesleki saygınlık burada ortadan kayboluyor. Mesleki yeterliliği yok, denetim sistemi yok; artık her şeyi devletten beklememiz lazım.

 Firmalar otobüs kalkışlarını kontrol etmeli, sürücüsünün uykusuz, alkolsüz ve dinlenmiş şekilde gelmiş olmasından emin olması lazım. Bu da yetmez, yollarda bu denetimi yapması lazım. İçişleri Bakanlığı, bu konuda terörle mi mücadele edecek, asayişle mi mücadele edecek; kendi denetlemelerimizle onlara da yardımcı olmamız lazım. Bu yüzden tekrar altını çiziyorum; firmaların otokontrol sistemlerini kurarak kazaları azaltması gerekiyor. Çünkü kazalardan en çok etkilenen yine firmalarımız. Kol bacak bedeli, can bedeli ödemek yerine otobüs şoförünü denetleyeceksin. Eğiteceksin, öğreteceksin, onun haklarına saygı duyacaksın, ama gelirler yetersiz olunca işte rekabetin boyutu da farklı yerlere gidiyor. Zarar, zarar, zarar…

Bireysel otobüsçüyü tükettik, şimdi firmalarımız kapanmaya başladı. Türkiye’nin en saygın otobüs işletmelerini kaybediyoruz. Bunlar belki de dünya da örnek teşkil edilecek firmalar. Giderek yok oluyor, mevcutların durumu da iyi değil. Onun için yeni düzenlemelere ihtiyaç var.

Ulaştırma Bakanlığı’nın 4925 sayılı yasayı, günün koşullarına zamana uygun bir şekilde yeniden düzenlemesi lazım. Bu konuda bizleri de dinlemeleri lazım. Bakanlıklar arası koordinasyonun sağlanması lazım. Mevzuatlarla çelişkilerin giderilmesi ve sürücülük mesleğinin de artık meslek olması için, onların çalışma koşullarının iyileştirilmesi lazım. Özlük haklarının iyileşmesi lazım. Bu kazaları önleme konusunda hepimizin sorumluluğu var. Onun için ‘sektörel danışma kurullarının’ Odalar Birliği bünyesinde kurulması lazım. Bizim yolcu taşımacılarımızın da ihtiyaçlarının düzenlemelerini hızlı bir şekilde yapılması lazım.

Sonuç olarak bizim kendi yapacaklarımızı öne çekip devletten istediklerimiz de planlayıp; devletle beraber iç içe koordineli bir şekilde çalışmamız lazım. İlgili bakanlıklarla çalışmamız lazım. Ve inanıyorum ki otobüs işletmeciliği kendi yapacaklarını yaparsa yeniden cazip duruma gelebilir.

Aksi halde her sene küçülüyoruz, küçülmeye de devam edeceğiz. Yeni uçak filosu geliyor Türkiye’ye; Anadolu Jet daha da güçlenecek, çapraz hatlarla yolcuyu alacak tüm bunlara karşı tedbirimiz nedir? Hiç birşey…

Geleneksel otobüsçülükten vazgeçemediğimiz sürece otobüs işletmeciliğini yaşatma şansımız yok. Yavaş yavaş döküleceğiz. Ama şunu da söylüyorum. Türkiye 350 firma ile 340 firma ile otobüs işletmeciliğini sürdüremez artık bu net görünüyor. Türkiye’nin firmaya ihtiyacı yok. Gerekirse D1 yetki belgelerini yeni kullananlar için çok daha ağırlaştırmamız lazım. Firmalarımızı birleşmeye teşvik etmemiz lazım.

Son olarak Ankara’daki toplantı için ben İçişleri Bakanlığına teşekkür ediyorum. Gayet güzel toplantı yönettiler, bizi dinlediler, sorunları not aldılar. Diğer ilgili bakanlık yetkililerine, Karayolu Düzenleme Genel Müdürü Mahmut Gürses beye ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kazaları önleme konusunda ortak bir hedef olduk. Sürücülerin sağlık koşullarının iyileştirilmesi de dahil konuşulması gereken ne varsa masaya yatırıldı. İçişleri Bakanlığı, bir sonraki hamlede servisçileri toplayacak. İlişkileri devam ettireceğiz peşini bırakmayacağız.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN