MERHABALAR değerli okurlarımız. Bu benim GÜLEGÜLE gazetemizdeki ilk köşe yazım.
Öncelikle böyle bir gazetenin oluşumunda öncülük eden değerli ağabeylerimize, ablalarımıza; bana burda, kaptanlarımızın, kaptan yardımcılarımızın host ve hostes arkadaşlarımızın sorunlarına eğilebileceğim bir bölüm ayırdıkları için çok teşekkür etmek istiyorum.
Aslını isterseniz ben bu gazetede böyle bir şansımın olacağını sanmıyordum.
Ama, yine de şansımı denemek istedim ve kendileriyle irtibata geçtim.Aradan bir gün geçti ve baktım bir telefon çaldı. Karşımdaki ses “GÜLEGÜLE Gazetesi’nde sizin gibi bir arkadaşımızın yazması bize mutluluk verecektir” demez mi? İnanın o an şok ve mutluluk karışmıştı birbirine; içim kıpır kıpır olmuştu ve şimdi sizlerle birlikteyim. Evet ilk yazımdada sektörün artık içler acısı bir haline değinerek başlamak istiyorum .
Ne olacak bu kadar ilkokul mezunu, bu işe gönül vermiş yüzlerce kaptanımızın muavinimizin host ve hostesimizin hâli demek istiyorum.Henüz ondört yaşımdaydım otobüs sırtına çıktığımda çocuktum. Ama öyle bir sevdâ ki o zamanlar otobüste çalışmak bana sanki böyle servetleri vermişler gibiydi. Ortaokuldan bu sevdam yüzünden ayrılmıştım. Mesleğe V8’lerin karizma döneminde başlamıştım. Maratonlar ozamanlar en büyük rakibiydi V8‘lerin.O kadar güzeldi ki o dönem otobüsçülük... Hakedenler yapıyordu çünkü. Mesleğe gönül verenler vardı. Şimdi ise; işten anlamayan, liseyi bitirip e sınıfı ehliyeti alan herkes otobüs kaptanı olabiliyor.
Oysa ki bu meslekte muavinlik yapılır önce. Otobüsün a’sı b’si öğrenilir.Yıllarını verir muavin kaptan olmak için. Terminallere girişte araba istirahatlerinde kullanmaya başlar önce. Ehliyeti düşükse yükseltilir ve daha sonrasında karşılıklı güvenden sonra ustan “artık sen piştin. Hadi bismillah de” deyiverir ve bir mola yerinden çıkışta tecrübe eder seni.
Az da olsa heyecan vardır. Çünkü yıllardır çalıştığın, elini ayağını izlediğin ustan otobüsü sana vermiştir. Ve sonrasında başarı senindir artık... Apoletlerde çizgileri olan bir kaptansındır.Evet işte bu meslekte böyle insanların yeri olması gerekirken maalesef “lise mezunu kaptan” diye diretenlerin yüzünden bu mesleğin gerçek sahipleri işssiz kalmakta, tâbiri câizse “direksiyon şoförleri” tahsilden dolayı yollarda araç kullanmaktadır.
Dikkat eder misiniz tek kaptanlı dönenlere... Kaza oranı çok diye iki kaptanı şart koşmuşlardı. Ama şimdiye bakın yine aynı olay var. Ne yapılmalı? Üçüncü kaptan mı? Çok komik tabii ki. Sadece tecrübe, tecrübe, tecrübe... Lise okumuş adam ne anlar otobüsten. Saat üçü geçti mi, uyur kalır; otobüs Allah’a emanet...Ondan sonra da “trafik canavarı” derler otobüsçüye. Kendimize gelmek lâzım diyorum sadece. Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lâzım diyorum.
Her daim bir iddiam vardır.
Türkiye’deki o “biz çok büyüğüz” deyip de tecrübeli insanları “tahsili yok” diye elinin tersiyle itip direksiyon şoförü çalıştıran firmalar... En kral kaptanlarınızı muavinleriniz hostlarınızı çıkartın karşıma diyorum. Sırf otobüsçülüğün tahsille değil de tecrübeyle yapılması gerektiğini görmeniz için...Buna hiç bir zaman yanaşılmadı.Ama artık burda bir ses var: Gerçek otobüsçünün sesi...
Artık GÜLEGÜLE’de daima çıkacak. Her sayıda kaptanlarımızın otobüs çalışanlarının hatta banko elemanlarının sesini duyuracağım. Çünkü ben de onlardan birisiyim.
Yazımı okuyup da ilgilenen okurlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyor GÜLEGÜLE Gazetesi’nin çıkmasında emeği geçen herkesede ayrıca başarılar diliyorum.