KRİZ neremizden ‘teğet’ geçti bilmem ama; şu an turizmin hem kış şartlarından hem de krizden dolayı dibe vurduğu âşikâr. Biz turizm taşımacıları olarak bırakın yabancı turisti, yerli turisti bile bulmakta zorlanıyoruz. Anadolu turlarında büyük bir azalma yaşanıyor. Herkes cebindeki parayı tutma niyetinde.
“Özel günler”de bir de yurtdışı gezileri başlar yerli turistin. Durum kötü yani...
Daha önceki yazımda turizmi kurtarmak için hükûmet tarafından hiçbir çalışmanın görülmediğini söylemiştim. Hatta “Avrupalı rakiplerimiz çoktan turizm önlem paketlerini hazırladı” demiştim. Ülkemizde de turizm için alınması gereken önlemler bence şunlar olmalı:İlk iş olarak geçtiğimiz yıllarda şişen (büyüyen) ekonominin gazıyla yapımına başlanan ve kriz öncesinde giderek yavaşlayan turistik tesis ve işletmesi yatırımlarının tamamlanması lâzım. Bunun için de bankalardan düşük faizli kredi gerekli.
Bu turizm hedeflerimizde beklenen milyon ve milyar dolarlar için çözülmesi gereken en öncelikli sorundur. Krizle birlikte katı bir tutum sergileyen bankaların bu gibi işletmelere kredi vermesi için önayak olunması gereklidir.Kredilendirmeden sonra yapılması gereken diğer işlem ise tur operatörleri ve seyahat acentelerinin yurtdışında ve yurtiçinde yapacağı satışlar için Türkiye’nin daha câzip hale getirilmesi olabilir. Daha çok uçağı ve gemiyi Türkiye’ye çekebilmek için limanların vergilerinde indirimler bunun başlangıcı için iyi bir fikir diye düşünüyorum. Böylelikle ülkemize inen uçak sayısı artmış olur. Bu da kapasiteyi ve geliri artırır. Üçüncü adım da her zaman tekrar ettiğim konaklama tesisleri, yani otel ve benzeri yerlerin ‘lüks’ hale getirilmesi. Çünkü; Türkiye, Avrupalı kamyoncuların tatil yapmak için gelecekleri bir yer olmamalı. Ucuz tatil cenneti etiketinden kurtulmak için lüks konaklama tesislerine ihtiyaç var. A Plus dediğimiz turistlerin ibresini Türkiye’ye çevirmek için bu gibi tesislere olanaklar yaratılması lâzım.
Tabii düşen istihdam kapasitesi için de turizmcilere ek yardımlar yapılması şart.
Aklıma gelen son adım ise tanıtım ve pazarlama ile alâkalı. Olmazsa olmazımız reklâm ve tanıtım. Türkiye’nin doğal zenginliklerinin getirdiği avantajın üstüne yukarda bahsettiğimiz lüks tesislerle birlikte promosyonları da koymalıyız. Fiyat merkezli olmaktan, artık Türk turizmi kurtulmak zorunda. “Eğlencenin fiyatı olmaz” diye bir lâf vardır. Bunu önce bizim ezberlememiz lâzım. Onun için fiyattan ziyade bağımlılık yaratan bir sistem sağlamak gerekli.