ÖLÜ sezondayız ya, görüyor ve duyuyorum: Bölge firmalarının yanında; kısaca Türkiye’nin hemen her yerinde yoğun “rekabet havası” var. Bilet fiyatları, ”taban fiyat”a rağmen “komik” durumda seyrediyor. “Büyük” ve “köklü firmalar”ın yanında “nevzuhur” işletmeler birbiriyle kapışmış. “Ölümüne rekabet” sürüyor.
“Ölümüne” diyorum, çünkü bu gidiş gerçekten bazı firmaların sonu olabilir.
Uygulanan bu politikanın “iktisâdî” açıklamasının olduğunu sanmıyorum. Herhalde, “garip bir psikoloji” içinde “yokolma telâşı”nın ürünü olsa gerek.Tam anlamıyla bir “intihar” provası.Yaşanan bunalımdan sağlıklı çıkmanın “yolu” ve “usûlü” bu değil. “Yanlış” yapılıyor. Önümüzde fazla ihtimal de yok... Ya karşımıza çıkan engellerle “mücadele” yolunu seçeceğiz ya da kendimizi “krizin kollarına teslim” edeceğiz. Ben; problemlere karşı “birlikte hareket etme”yi teklif ediyorum.Kendinize ve işletmenize güvenin. Ancak kendisine ve işletmesine güvenen insanlar “sağduyulu” davranabilir.Yaşanan olumsuzlukları “sağduyulu davrananlar”, olayları “iktisat penceresi”nden yorumlayanlar hasarsız atlatabilir.
Bunlar yaşadığımız acı gerçeklerin bir parçası. Ama bunu “kader” olarak benimseyip “rıza” göstermemeliyiz. Zira “ticaret” yapıyoruz. Ticarette amaç da “kâr” etmektir.
Aksine davrananlar hem kendilerine, hem de meslektaşlarına “onulmaz zararlar” verir.
Sektörde uzun zamandır sürdürülen “haksız” ve “yıkıcı rekabet”in önüne geçmek için bugünden âcil tedbirler düşünülmeli...
GEÇENLERDE meslekdaşlarımız ile biraraya geldik. Kent dışından arkadaşlarımız da vardı. Bölgemiz firmalarının sahip ve işletmecileriyle fikir alışverişinde bulunduk.
Onlarla bir “meslekdaş” veya bir “ağabey” olarak görüşüp, sohbet ettim.
Her biri ayrıca birer “rakip” de olan meslektaşlarımın, aralarında gösterdikleri “dostluk” ve “anlayış havası” beni sevindirdi. Mesleğimizin geleceği açısından şimdi daha da umutluyum. Toplantılarımızda ortaya çıkan “ortak noktalar”ı da belirtmek isterim.
* Sektörün huzura kavuşması gerekiyor. Bunun için zaman giderek daralıyor. Belki yarın çok geç bile olacak. Yaptığımız iş, bizim işimiz. Hepimiz ekmeğimizi bu işten kazanıyoruz.
* Hep birlikte işimize sahip çıkmalı, ilişkilerimizi sevgi ve dayanışma temeline oturtmalıyız.
* Gerçekten de sık söylendiği gibi, kısır tartışmalarla bir yere varamayız.
* Bugün ortada kuru bir ekmek kaldı. Bunu da koruyamazsak, yarın paylaşacak bir şeyimiz de kalmayacak...
KONUŞAN bir toplum oluyoruz. Otobüsçüler, özellikle son üç yılda kendisini ciddi bir şekilde sorgulamaya başladı. Düne kadar klâsik yöntemlerle taşımacılık yapanlar bugün “sistemi” sorgulamaya çalışıyor. En önemlisi, artık “gelecek” tartışılıyor. Bunda “14’üncü onur yılına ulaşmış” gazetemiz GÜLEGÜLE’nin de büyük rolü var.Önemli bir “sektör gazetesi” olarak GÜLEGÜLE, kimlik ve kişilik mücadelesi veren otobüsçü için önemli bir kilometre taşıdır.Emek verenleri kutlarım. Nice 14 yıllara... Bütün bunlar olumlu ve güzel şeyler... Gerçeklere bir adım daha yaklaştığımızın ifadesidir bu... Bunu yıllar önce yapabilseydik, hiç şüphesiz bugün yaşadığımız sıkıntıları yaşamıyor olacaktık. Ama yine de geç kalmış sayılmayız. Bugün girdiğimiz arayışlar er geç önümüze yeni ufuklar açacaktır.