SİSTEMİN sorunu var. Bireysel otobüsçünün sorunu var. Yükler artık çok ağır geliyor. Yükün âdil paylaşımı yok. Hakkaniyet yok. Bu yüzden, Ulaştırma Bakanlığı’nın çalışmalarına büyük umutlarla sarıldık. Şimdi sonucu heyecanla bekliyoruz. Ama, “görünen köy kılavuz istemez” misâli, galiba daha çoook bekleyeceğiz... Zira Kanun’a “çerçeve” çizen Yönetmelik’le ilgili Bakanlık çalışmaları malûm! “Yine de ümit var” diyelim.
Bu iyi dilekle birlikte, bazı dertlerimizi bir kere daha belirtmekte fayda görüyorum.
Bakın; otobüsçü sigorta ile de dertli. Kim değiniyor? Kim ne yapıyor? Sıradan bir binek aracına uygulanan işlem bize uygulanmıyor. Hani buna ses çıkaranlar nerede? Neden ortalarda görünmüyorlar acaba?Bireysel otobüsçüler “fâhiş garaj kapı çıkış ücretleri” yüzünden inim inim inliyor. “Keyfî davranışlar”a devlet bir “müeyyide” koyamaz mı?
Yönetmelik bu konuya da çözüm getirmeli. Çünkü; Ulaştırma Bakanlığı önemli bir gücün de sahibi. Bu “gücün etkisi”ni görmek istiyoruz artık...
OTOBÜSÇÜ yine aynı sorunlarla başbaşa. Dahası, kimin eli kimin cebinde olduğu anlaşılmayan ortamda yapayalnız duruyor. Kendi adına birilerinin eskiden beri alışkanlık haline getirdiği karar vermeler de artık kâr etmiyor.
Aslına bakarsanız; rahatsızlık sadece otobüsçülerle sınırlı değil. Hemen hemen bütün taşıma sektörü rahatsız. Bizim dışımızda var olduğunu bildiğimiz diğer dengeler ise çok önceden beridir arayışlarını sürdürüyorlar. Bu işi de çok ciddi bir biçimde yapıyorlar...
Biz ise; sektör olarak kurmaktan övündüğümüz “yolcu taşıma sisteminin eskidiğini” acaba görebiliyor muyuz? Biz kendi gücümüzü anlamaktan uzakta, sadece “ihsanlarla” yetinmek istiyoruz.Dahası; isteklerimiz eski ve modası geçmiş çok küçük şeyler!.. Biz ve bizi temsilen orada bulunanlar, hâlâ eski yapıdaki “tepeden denetleme” anlayışa takılmışlar ve onu istiyorlar... Bu anlayıştaki insanlardan kurulu temsil gücü bizi nereye götürebilir? Gücümüzün farkında değiliz. İçerde kurduğumuz yapı bile bunu gösteriyor.
GELİNEN noktada herkes görev ve sorumluluklarını yeniden gözden geçirmek zorunda. Hele hele; dünün hoyrat yaklaşımları ve sorumsuzluğa varan savruklukları artık hiç de geçerli değil. Bugün; bunu kaldırabilecek durumda değiliz. Özellikle yolcu taşımacıları olarak yaşadığımız sıkıntılar düşünüldüğünde; hemen, hem de hiç vakit kaybetmeden şapkamızı önümüze koymalıyız. Unutmayalım: Derneklerden ve öteki sivil toplum kuruluşlarından kimseye hayır yok...Otobüsçü patronlar bir araya gelip bu gidişe “dur” demeli.
Ves’selâm!