ARTIK Türkiye’deki otobüsçülüğün yeniden yapılanma zamanı geldi. Olup bitenler ve sistemin dışındaki gelişmelerin tümü, bizleri bu yöne doğru itiyor. Bize düşen; hep birlikte, otobüsçülüğün ve ülkedeki taşıma sisteminin gerektiği yapılanmanın yerine oturtulabilmesi adına, bu yönlenişleri görerek tavır almak.
Birkaç yıl öncesinde devletin bir yabancı kuruluşa ülkemizdeki “trafik güvenliği ve bununla ilgili olarak yakın, orta ve uzun vâdede yapılacakların tesbit edilmesi”ne yönelik yaptırdığı araştırma ve bunun sonuçlarını biliyorum. Hatta nihayetlenen araştırmayla ilgili bazı kurum ve kuruluşlardan ortaya çıkarılan araştırma sonuçlarının değerlendirilme taleplerini de...
Sektör olarak; son yıllarda aldığımız önlemlerle birlikte otobüsle ilgili kazâların önüne geçildiğini biliyoruz. En azından eskisi gibi çok ölümlü kazâlarda hissedilir oranda azalmalar oldu...Bundan büyük sevinç duyuyoruz. Bu sonuçta 88 kilometre hız sınırına mutlak riayet ve yolcu otobüslerinde firmaların iç denetimlerindeki yeterlilikleri, yol denetimlerinin ve firmalar tarafından sürücü eğitimlerine verilen önemin etkili olduğunu görebiliyoruz.
Ancak; münferit de olsa, özellikle yaz dönemlerinde ölümlü kazalara rastlamak olası. Kazâ olasılığının sıfır noktasına çekilmesi elbette mümkün değil. Ancak; ilâve “kalıcı tedbirler” ve bu tedbirleri benimsemiş “toplum kültürü” oluşturulabilirsek, onları sıfır seviyesine doğru indirgememiz sağlanacak. Konu ile ilgili önemli mesafeler kaydettiğimizi de belirteyim...
Bizim için övünç kaynağıdır... Burada bir parantez açayım:Şehiriçi ve şehirlerarası yollarda kayıtlara “otobüs kazası” olarak geçen birçok olay, bizim sektöre mal ediliyor.
Otobüslerin karıştığı kazalarda ölüm oranı yüzde 12 olarak gösteriliyor. Buna şehiriçi servisler ile turizmde çalışan araçlar dahil. Gözardı etmemek lâzım.Bizim sektör farklı değerlendirilmeli... Ülkemizde; trafik güvenliğinin toplumsal bilinçle doğru orantılı sağlandığını, ilgili otoritelerin de bu bilinç kapsamına göre tedbirler almaya muktedir olduklarını görüyoruz. O halde öncelikle kendimizi bu noktayı öne çıkaracak şekilde eğitmeliyiz. Otobüsçülüğe önder olmayı düşünenlerin bu noktayı öne alarak, bunu sağlayıcı bilincin oluşmasına çalışmaları gerek.
İthal fikirler yerine; öncelikle uygulamada hâkim olan yanlışların öne çıkarılması lâzım. Bunun da; denetim ve iyileştirmelerle desteklenmesi şart. Otobüsçülerin sistemden önce anlayış ve meseleye yaklaşım sorunları var. En önemlisi denetim ve kurallara uymadan önce “kurallı ortam”ın oluşturulmasına olan inancın sağlanması var.