Bilindiği üzere sektörümüzde artan maliyetler sonucunda birçok firma bu maliyetleri düşürmek için türlü yollara başvurmaktadır. En büyük gider kalemlerinden olan akaryakıtı ise düşürmenin yolu alternatif yakıtlara yönelmek şeklinde oluyor. “ithal mazot” , “yapma mazot” ve “10 numara yağ” bu alternatif enerji kaynakları.Sektörü bunları kullanmaya iten hususlar zaten hepimizce malûm... Peki, bunları kullanmanın ekonomik faydalarının yanında zararları yok mu? Elbette bu gülün de bir dikeni var.“ithal mazot” malûm olduğu üzere ülkemizdeki rafineri mazotundan çok farklı değil. Sadece ülkemizde mazot içinde yüksek miktarda ÖTV olduğundan dolayı, kullanıcının cebini yakıyor.
Bu alternatif enerji kaynağına ulaşmak için yurt dışına seferi olmak veya petrol üreticisi ülkelerle sınır komşusu olmak gerekiyor. “ithal mazot”un tek zararlı yönü faturasız olması; yani KDV problemidir. “Yapma mazot” ise içersindeki solvent katkısından dolayı yüksek oktanı yüzünden yandığında motor bloğunun içinde olması gerekenden çok daha yüksek sıcaklık seviyelerine yükseliyor. Bu da motor bloğunun aşırı ısınmasına ve zamanla zarar görmesine neden oluyor. “10 numara yağ” ise daha kalın bir sıvı olmasından dolayı mazota oranla daha zor yanmakta, litre bazında aynı performans için daha çok tüketilmekte, mazot pompası, enjeksiyon uçları ve motor bloğuna zarar vermektedir. Her iki alternatif akaryakıt ürününde çevresel atıkları yüksek emisyon oranları ile doğayı kirletmekte, mazota oranla daha çok yakılmakta, araç deposunda kalıntı bırakmakta, aracın yakıta bağlı olarak yolda kalma olasılığını yükseltmekte ve aracın motorunda oluşan zararların servislerde büyük maliyetlere yapılmasına neden olmaktadır.
Bütün bunlara rağmen sektörümüzde ne yazık ki artan akaryakıt maliyetleri bizleri bu alternatif yakıtları kullanmak zorunda bırakmaktadır. Devletimizin demir yolu ve hava yoluna sağladığı sübvanselerden dolayı defalarca sektör temsilcilerimiz benzer destekleri istediyseler de ne yazık ki hiçbir şekilde bu talepleri karşılık bulmamıştır.
Bizler, aynı saatte aynı yönde birden çok sayıda otobüs kaldırıp toplamda 46 tane yolcusu olmadan bu işi yaptığımız sürece zaten devletin “daha nasıl zorluk çıkartabilirim”i düşünmesinden doğal ne olabilir ki? Solvent ithalatının zorlaştırılması, madeni yağ tüketimin denetim altına alınmaya çalışılması ve ithal akaryakıtın önünü kesmek için yapılanlar sadece bazı zorluklar.
Akaryakıt maliyetini düşürmenin yollarını arayan meslektaşlarımız umarım kısa sürede bizler için uzun ömürlü, ekonomik, çevreci ve KDV’li bir çözüm yolu bulur da bizlerin devletimizin engellerine rağmen ayakta kalmasını sağlarlar. Aksi takdirde yakında bu sektörü oluşturan herkes işsiz kalacak.