Herkesin birleştiği konular, ana hatlarıyla şöyle:
BİR MUHASEBE...
2008 yılı ile 2009 yılını karşılaştırırsak hangi yılın daha kârlı ve başarılı geçtiğini düşünüyorsunuz?
Aslında bu konu fazla tartışılacak bir konu değil. Ulusal ekonomik kriz 2008 yılının son çeyreğinde başladı. O zamanlar Türkiye’mizde sadece artçıları vurmuştu. Bu geçen 1 yıl süre içerisinde deprem ve tsunamiye dönmeye başladı. Ama şu bir gerçek ki, sektör olarak her geçen yıl bir önceki yılı arıyoruz. 2009 yılının yaz sezonunun çok kısa geçmesi nedeni ile 2008 yılı ile kârlılık ve verimlilik açısından mukayese bile edilmez.
Sektörümüzde son 3 yıldır zaten bilet fiyatlarımızda bir iyileştirme yapılmadı. Aksine bilet fiyatlarında düşüşler yaşanıyor. Kısacası sektör olarak, gelir kalemlerinde bir artış olmuyor, gider kalemlerinde de artmalar devam ediyor.
HAVADA PROMOSYON
Havayolu şirketlerinin ucuz bilet (promosyonlu bilet) satışları hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bu konuda konuşulacak o kadar mevzu var ki. Kulakları çınlasın, sektörün hatırı sayılı duayenlerinden birisi 3 yıl önce aynen şöyle söylemişti:
”Havayolu şirketleri bizim rakibimiz değildir. Önümüzdeki yıllarda sektörümüzü fazla etkileyeceğini düşünmüyorum.”
Ben hiç inanmamıştım. Ama düşündüm de “herhalde bir bildiği var” demiştim. O dönemlerde şehirlerarası yolcu taşımacılığında, havayolu şirketlerinin payı yüzde 4 civarındaydı. Bugün ise yüzde 15- 16 civarında. O günlerde “sektörümüzü etkilemeyecek” diyen duayenler de yine aynı yerlerde, aynı görevlerde.
Promosyonlu fiyatlara gelince geçen hafta PEGASUS Hava Yolları 100 bin adet 9.90 TL’lik bilet satışa çıkardı. Reklâmını da güzel yaptı. Bir haftada biletleri tüketti. Bu bir haftada eski parayla 1 trilyon TL’yi cebe indirdi. Bravo PEGASUS’a! Sıfır mâliyetle kendini fonlamış oldu. Ben de İstanbul-Trabzon hattında Şubat ayı içerisinde promosyonlu bilet satın aldım. Gidiş-Dönüş 58 TL... Buyrun; biz otobüs firmaları olarak, Trabzon ilimize tek gidiş, tek yön 60 TL’ye bilet kesiyoruz. İstanbul-Trabzon yaklaşık 1.000 km... Vay halimize! İşin en acı yanı da sektörümüzün önde gelen ilk 30 firması hava yolu şirketlerinin biletlerini satma yarışına girmişler.
500 km’lik bir güzergâhta yolcu taşıma mâliyetimiz 26.60 TL civarında.
Havayolu şirketlerinin 10 TL’lik bilet fiyatlarıyla rekâbet etmemizin imkânı yok. Samimi olarak söylüyorum, sektörümüze karşı “plânlı bir asimilasyon politikası” izleniyor. Göz göre göre bu sektör hebâ ediliyor. Hiçbir şey de yapamıyoruz.
KARADA PROMOSYON
Havayolu şirketleri promosyonlu rekâbet yapıyor da, sektörümüzde kendi içerisinde son aylarda yaşanan acımasız promosyonlu rekâbet hakkında neler söyleyeceksiniz?
Hatırlarsınız, geçen yıl da bu konuya sık sık değinmiştim. Promosyonlu rekâbet sektörümüzün ilk 5 firması yapmıştı. “Eğer küçük firmalara da yansırsa vay halimize” demiştim. Ama olmamıştı. Bu filmi geçen hafta yine gördük. 1TL – 5 TL gidiş sizden-dönüş bizden gibi kör rekâbeti tekrar yaşadık. Bunlar doğru şeyler değil. Sektörümüze fayda getirmez. Milli servet gidiyor.
İşin kötü yanı da Ulaştırma Bakanlığı bu kör rekâbete seyirci kalıyor. Bu promosyonlu fiyat tarifelerini bakanlık veriyor ve takipçisi olmuyor.
Firma olarak Ulaştırma Bakanlığı’na promosyonlu fiyat almak için müracaat ediyorsunuz. “Ben; şu hattımda, şu kadar süreli, şu fiyatta, koltuk kapasitemin yüzde10’unu geçmemek kaydıyla reklâm ve tanıtım amaçlı yolcu taşımacılığı yapacağım” deyip, fiyat alıyorsunuz. Sağolsun, Bakanlığımız da “ben bu fiyat tarifesini sana süreli veriyorum ama koltuk kapasitesinin yüzde 10’unu geçersen senin canını yakarım” demiyor. İnanın bu fiyatları yüzde10 değil, yüzde 50, yüzde 70’e yayan firmalar gördüm. Ama gerçekten yazık. Millî servet gidiyor. 1 TL’lik, 5 TL’lik kör rekâbet olmaz. Aslında; bu gibi konular, tam rekâbet kurulluk! Rekâbet Kurulu’nun bu konuda çok acımasız olduğunu biliyorum.
Hangi sektörde olursa olsun, rakibi iflas ettirme amaçlı yapılan her türlü rekâbette, Rekâbet Kurulu devreye girer. Rekâbet Kurulu’nun verdiği cezalar, Ulaştırma Bakanlığı’nın verdiği cezalara benzemez. Çok can yakar.
KRİZ REÇETESİ NEDİR?
Son olarak bu sektörün mâli ve ekonomik krizden kurtulması ve birlik, beraberlik içerisinde olabilmesi için neler söyleyeceksiniz?
Sektörümüzün muhatabı Ulaştırma Bakanlığıdır. Bakanlıkla sektör için istediklerimizi alamıyoruz. Kronikleşmiş en az 25-30 sorunumuz var. Bunları tartışamıyoruz. Tartışsak dta istediğimizi alamıyoruz. Bu konuda sektörümüzü yönlendiren, seçilmiş arkadaşlarımızın beyanatlarını takip ediyorum. Onlar da bu konuda teslim olmuş durumdalar. “B plânları”ndan bahsediyorlar.
Ben bu B plânını şöyle yorumladım: Eylem, çok istediğimiz bir hak arama şekli değildir. Ama mecbur kalınca da bu demokratik hakkımızı kullanacağımızı bilmeleri gerekiyor. Bunun örneklerini yakın senelerde çok yaşadık.
Otobüsçüler arasında bir de şöyle söyleniyor:
Sektörde çok firma var. Bu firma sayıları yarı yarıya düşerse sektör rahatlar.
Evet firma sayısı 400’ün üzerinde.
Gerçekten de fazla... Şöyle düşünüyorum:
Devletimiz bu konuda yardımcı olabilir mi?
Meselâ, firmasını tasfiye etmek isteyen firma sahiplerine vergi ve KDV açısından kolaylıklar sağlayamaz mı?
Yakın geçmişte aklımda kalan zarar eden bir KİT olan Balıkesir SEKA Kağıt Fabrikası’nı bir apartman dairesi fiyatına elden çıkartmıştı.
Aslında, şehirlerarası karayoluyla yolcu taşıyan sektörümüz birlik, beraberlik içerisinde olursa bu gibi sorunları konuşuyor olmayız.
Bu sektör, gerçekten büyük ve güçlü bir sivil toplum kuruluşu halindedir. Bu sektörün güçlü olabilmesi için hiçbir dönemde olmadığı kadar birlik, beraberliğe ihtiyacı vardır.
Bu vesileyle tüm sektör mensuplarımızın Kurban Bayramı’nı kutlar; sağlık, mutluluk
ve esenlikler dilerim.