• Dolar Alış / Satış: 5.418 / 5.428
  • Euro Alış / Satış: 6.131 / 6.142
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

EFE TUR – ÖZEMNİYET YÖNETİM KURULU BAŞKANI LEVENT BİRANT:

3 Ekim 2018
EFE TUR – ÖZEMNİYET YÖNETİM KURULU BAŞKANI LEVENT BİRANT:

BİRLİK olamadığımızdan arpa boyu yol alamıyoruz

YOLCUSU bol, cirosu yüksek, kârlılığı ise düşük bir sezonu geride bıraktık. Sektör, çok sıkıntılı bir döneme girdi. Bir takım adımlar atılmaz ve bir takım önlemler alınmaz ise, büyük bir hüsran yaşanabilir. Bu zor koşullar, sektörü yeni arayışlara sürükledi. Artık servisler, şehiriçi acenteler ve ikramlar tartışılmaya başlandı. Pek çok ilde, kaldırıldı bile. Ancak asıl olan İstanbul… Bu konuda yoğun bir istek var. Biz bu zorlu süreçten çıkış yolları aramak üzere sektörün ‘akil’ insanları ile seri söyleşiler yapıyoruz. İrem Bayram ile başlayıp, Mustafa Tekeli ile sürdürdüğümüz söyleşi serimizin bu haftaki konuğu Efe Tur – Özemniyet Yönetim Kurulu Başkanı Levent Birant oldu. Levent Birant ile yaptığımız çarpıcı söyleşimizi büyük bir ilgiyle okuyacağınıza inanıyoruz…

GÜLEGÜLE: 2017 yılına göre yolcu sayısında ve taşıma fiyatlarında artış oldu, ancak buna rağmen halen bir sıkıntıdan söz ediliyor. 2017 ve 2018 yılını yolcu potansiyeli ve beklenti açısından bir kıyaslama yapabilir misiniz?

KARLILIK ÇOK DÜŞTÜ

BİRANT: Bu konuyu yolcu sayısı ve taşıma fiyatları açısından değil de, ülkenin genel konjonktürü açısından değerlendirmek lazım. 2018’i şöyle bir düşünürseniz; mesela haziran ayında 96 yıllık cumhuriyet tarihinin bir dönüm noktası oldu. Büyük ve önemli bir seçim geçirdik. Arkasından ülkemiz, uzun süre yaşanmamış bir ekonomik dönüşümüne sahne oluyor. Bunu dünya açısından da değerlendirmek gerekiyor. Dolayısıyla bu soruya zincirleme olarak dünyadaki, ülkemizdeki ve sektörde gelişmeler nedir diye bakmak lazım. 2017 yılında artan maliyetler nedeniyle zorlu bir dönem geçirildi, ancak kısmen de olsa yatırımlar oldu. 2018 yılında farklı farklı olaylar ile karşı karşıyayız. 2018 yılının ilk 9 ayını geçen yıl ile karşılaştırdığımızda, yolcu sayısında adetsel olarak altında değiliz. 1-2 puanlık bir artış bile var. Keza ciroya bakıldığında da, artışlar var. Ancak cirodaki artışı geçecek seviyelerde, maliyet artışları da söz konusudur. Böyle değerlendirdiğimizde de, herkesin sıkıntılı bir dönem olarak bakmasının nedenini açıkça görebiliyoruz. Yolcu sayısı zaten belli bir seviyeye gelmiş durumda, daha fazla artış söz konusu değil. Sıkıntının geldiği nokta ise maliyetlerin artışıdır. Döviz kurlarındaki artış, faiz artışları, ülkedeki enflasyon ve tüm maliyetlerimize gelen artışlarla beraber yolcu sayısını korusak bile kâr artık yok. Yazın son dönemi güzel geçti. Yolcular tatillerini bayram ile birleştirdi. Doluluklar neredeyse yüzde 100’lere yaklaştı.  Bizim Batı Karadeniz’e yaptığımız hatlarla beraber yolcu sayımız 2017 yılına göre bir miktar arttı. Neticede 2018 yılı da 2017 yılı gibi olacaktır.

 

GÜLEGÜLE: Yolcu sayısındaki artışa rağmen otobüs pazarında ciddi bir gerileme oldu.  Bu noktada siz yolcu arzını nasıl karşıladınız?

BİRANT: Döviz kurlarında ve diğer maliyetlerdeki artışlar nedeniyle otobüs fiyatları anormal şekilde arttı. Biz Efe Tur ve Gürsel olarak, ilk defa ikinci el otobüs almak durumunda kaldık. Bu arzı, yani ilave kapasitelerimizi de aldığımız ikinci el araçlarla karşıladık. Tabii bu sene yeni araç alanlar oldu, onlar şu an neler düşünüyor bilmiyorum.

 

GÜLEGÜLE: Üreticiler ve firma sahipleri pazardaki sıkıntının 2019 yılında da devam edeceğini düşünüyorlar.  Bu noktada 2+1 tartışılacak mıdır?

2+1’İ ARTIK TARTIŞMALIYIZ

BİRANT: Sektörün önünde 4 önemli başlık duruyor. İlk başlık, araçların kapasitesiyle ilgili… Bugün gelinen noktada araçların kapasiteleri ile ilgili çok ciddi sorun var. Otobüslerin 2+1’e dönüştürülmesi ile kapasitede yüzde 20’lik bir kayıp meydana geldi. Tek koltuk için küçük farklar alan firmalar var. Ancak alınan bu farklar, hiçbir zaman yüzde 20’lik kapasiteyi karşılamıyor. İlerleyen dönemlere öncelikle koltuk kapasitesini maksimuma çıkarmak zorundayız. Şu anda araçların 12 metrede 46 koltuk, 13 metrede ise 54 koltuk kapasiteleri olabiliyor. Elbette mesafelere göre ve yolcu taleplerine göre 2+1 söz konusu olabilir. Ancak tekli koltuk fiyatlarının da, eksikleri dengede tutabilecek noktada olması gerekiyor. 2+1 dönüşümlerinde teknik olarak da sıkıntı var; araçların kapasitesi 46 koltuklu ikin, siz kapasitenizin yüzde 20’sini azaltıyorsunuz. Tüm bunlar göz önüne alındığında; 2+1 furyası nasıl başladıysa, şimdi firmaların kapasite sorununu ortadan kaldırmak adına çalışma başlatması gerekiyor. Bu noktada ortak platformun oluşması gerekiyor.  İkinci başlık sefer planlaması… Kendi kapasitesine göre çalışma yapan firmalar var; ancak her firmanın kapasitesi ve talepler doğrultusunda sefer planlamasına gitmesi gerekiyor.

Bunun için sektör olarak bir masa etrafında oturup, birlikte bir adım atmamız da gerekiyor. Bugün mazotun litresi 6.27 TL’dir. Otogar çıkışlarına bir bakın. 46 koltuğu da dolduramıyoruz deniliyor. İşte bu noktada sefer planlamasının devreye girmesi, çok daha fazla önem kazanıyor.  Üçüncü başlık, ciddi bir maliyet oluşturan satış acentalarıdır. Bunun yanında servis araçlarının da planlanması gerekiyor. Servis konusunda verimsiz bir konfor var. İstanbul’un  39 ilçesi var; Adalar’ı bir kenara bırakırsak 38 ilçemize çok ciddi bir servis aracı enflasyonu var.  Sektör olarak bu kadar konforlu ve zengin değiliz. Dördüncü başlığımız ise ikramlar… Türk milleti olarak ikramı severiz. Ancak ikram konusunda bir sınır olmalıdır. Şu anda biz, İzmit-İstanbul arasında Türk kahvesi ikram ediyoruz. Önce kendine bak derler ya. Bu işin artık fazlası oldu. Yolcu da artık ister duruma geldi.

 

GÜLEGÜLE: Sefer planlamasını firmalar kendi içlerinde yapabilir; peki aynı ildeki firmalar arasında da bu mümkün mü? Otobüs yatırımları konusunda üretici firmalardan beklentileriniz ne?

KAMU SORUMLULUK ALMALI

BİRANT: Olabilir neden olmasın. Zaten önümüzdeki dönemlerde U-ETDS sistemi geldiğinde, ‘siz planlama yapmıyorsanız, ben yapıyorum’ diyerek işe el konulabilir. Buna gerek kalmadan bir araya gelerek firmalar kendileri yapmalılar. Sefer planlaması bu işin ana noktalarından bir tanesidir. Bu sağlanabilir ve yapılabilirse bu işi 2019’a taşıyabiliriz. Üretici firmalar ile ilgili olan sorunuza gelirsek… Öncelikle şunu belirtmek isterim; bu gemide hepimiz yolcuyuz. Bir yolcu biz firma sahipleri isek, diğer yolcular üreticiler, tedarikçiler, lastikçiler, yakıt firmaları gibi ana tedarikçilerdir… Bugünkü konjonktüre bakıldığında dövizdeki dalgalanmalar, bu realiteyi bir kere daha ön plana getirdi. Üreticileri de bu noktada anlıyoruz, çünkü tamamıyla ithalata dayalı üretim yapıyorlar. Burada tüm yükü onlara yüklemek olmaz. ‘Yükün tamamına üreticiler katlansın’ demek olmaz. Burada devletin ekonomi yönetimi de üçüncü bir taraf. Bence şunu yapmak lazım; kamu, üretici mali portresine destek olabililir. Biz taşımacılar da mutlaka bir masaya oturup sektör ile ilgili modellemeleri geliştirmek zorundayız. Bazı üretici firmalar zatan bunu yapıyor. Üretici ile taşıma firması arasında entegrasyonun sağlanması lazım. Bunlar yurtdışında çok yapılıyor. Operasyonel kiralama modelleri bizde de zaten birkaç yıldır yapılır hale geldi. Bunun artık adının konup, taleplerin yaygın hale getirilmesi gerekiyor. Tabii özellikle üreticilerin burada mutlaka rol alması lazım. Bu üçlü grup, mutlaka sıkıntılı dönemlerde, yani 2018 ve 2019 yılları içinde daha sık bir araya gelmelidir. Kamu vergiler noktasında sektöre destek verebilir. Keza yıllardan beri söylenen mazotta bir destek de gelebilir. Çünkü sektör kritik çizgiye gelmiş durumdadır. Kendimizi iyi anlatırsak bu konuda yol alabileceğimizi düşünüyorum.

 

GÜLEGÜLE: U-ETDS’ye 1 ay kaldı. ‘Hazırız’ diyen firmalar var. Uygulamanın sektöre getirisi ne olacaktır. Geçiş süreci sizce nasıl olmalıdır?

U-ETDS’YE GEÇİLMELİ

BİRANT: Ulaştırma Bakanlığı bu konuda epeydir bir çalışma yapıyor, biz de bunu destekliyoruz. Bizim tüm satış sistemimiz uzun bir süreden beri otomasyona geçmiş durumdadır. Belli kapasitesi olan firmaların tamamı zaten otomasyon sistemini kullanıyor. Geçiş süreci her yeni süreçte olduğu gibi sancılı olabilir, ancak kısa vadede sistem oturtturulur diye düşünüyorum.

 

GÜLEGÜLE: Sizce sektörün temsil sorunu var mı? Federasyon ve sivil toplum kuruluşlarının çabalarını yeterli buluyor musunuz? Buna bağlı olarak TOBB Sektör Meclisi yapısı ne kadar demokratik, nasıl daha etkili bir hale getirilebilir?

TAKSİCİLERİ ÖRNEK ALMALIYIZ

BİRANT: Sektörümüz ile ilgili faaliyette olan belli kurumlar var. Kendi yapılarına göre belli mücadeleleri veriyorlar. Fakat bu çalışmalar yeterli olamıyor. Neden yeterli olamıyor? Çok basit bir örnek ile açıklayayım: İstanbul’da 44 yıldır taksi sayısı 17 bin adet, İstanbul nüfusu ise 5-6 milyondan 20 milyona geldi. Yakın dönemde hayatımıza UBER girdi. Korsan olarak çalıştı ve yaklaşık 4 bin araca ulaştı. Halkın bir kesiminde ise rağbet gördü. Şimdi bu durum kaldırıldı. Tüm bunlar taksicilerin mücadelesi sonucu oldu. Dolayısıyla temsil noktasında bizim taksicilerden öğrenecek çok şeyimiz var. Bugün taksiciler istediklerini yaptırıyorlar. Bir otobüs taşımacılığı sektörü düşünün, tüm Türkiye’ye hitap ediyoruz. Bugün aşağı yukarı 8-9 bin civarında otobüs sayımız var. 300 küsur firma sayısı ile aslında çok daha büyük bir kamu görevi yapıyoruz. Hem büyük bir yatırım hem büyük bir istihdam var.

Hem vergisel anlamda hem sosyolojik anlamda halkın hizmetini görüyoruz. Bu kadar önemli bir sektör ne yeteri kadar temsil ediliyor, ne de yeteri kadar kabul görüyor. Bugün geriye baktığımızda sivil toplum kuruluşları mevcut birtakım düzenlemeler yaptı. Ben de hem İstanbul Ticaret Odası hem de TOBB Sektör Meclisine üyeyim.  Ne yaptık diye baktığımızda hakikaten kayda değer bir gelişme  görünmüyor. Her konuşmada olduğu gibi yine söylüyorum; biz birliktelik oluşturamıyoruz, haliyle de bir arpa boyu yol alamıyoruz. Temsil noktasında TOBB Sektör Meclisi önemli bir noktadadır. Ancak Meclisi daha etkin hale getirecek çalışmaların da yapılması gerekiyor.

Sektör Meclisi’nin yapısı noktasında, taşıma kapasiteleri çok etkin bir şekilde dağılmış değil. Önceki dönemlerde olduğu gibi geçtiğimiz dönemde de, oluşum ağırlıklı olarak otogar üzerinde kurgulanıyor. Bu yapı şehiriçi, toplu taşıma,  öğrenci ve personel taşımacılığı, turizm taşımacılığı ve şehirlerarası gibi ana başlıklar altında toplanırsa daha iyi olur. Tüm bu ana grupları temsil edip, vizyonumuzu ortaya koyabilecek bir yönetim tarzı geliştirebilirsek; lobi oluşturabilir, sorunları çözüme kavuşturabiliriz. Bu çerçevede Sektör Meclisi’nde önümüzdeki dönemlerde bir çalışma içerisine girilecektir. Ben inanıyorum ki bunları gözeten bir yapı eğer oluşturulabilirsek, Sektör Meclisi’nde taksicilere yakın bir temsil söz konusu olacaktır.  Otobüs sektörünün temsilcisi olan ana firmalarını temsil noktasında göremiyorsunuz. Firma bazında bakınca isimleri var ama, katılım ve destek verme noktasında çok olamıyorlar. Altını çizerek söylemek gerekirse D1 yetki belgesi sahibi firmaların mutlaka Sektör Meclisi’nde etkin ve yetkin bir şekilde yer almalarını sağlayacak bir ortamın oluşturulması lazım.

 

GÜLEGÜLE:  Siz sorumluluk alan bir firma sahibisiniz. Bizde bunu çok sık dile getiriyor patronları göreve çağırıyoruz. Firma sahiplerinin bu duruşunu nasıl yorumluyorsunuz?

SORUMLULUK ALMAYA HAZIRIM

BİRANT: Yetki belgesi sahibi olup şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan firmaların bunu yapmamaları için iki nedeni var. Ya harcayacak çok paraları var; ya da bazı taleplerin kamudan olumsuzluk getireceğinden endişe ve çekinceleri olabilir.  Şehiriçi taşımada, İSTAB’ın kuruluşu gibi alanlarda çok görev aldım. Şehirlerarası tarafında da kısmen çalışmalarım oluyor. Ben bu konuya zaman ayırmaya, sorumluluk almaya hazırım.

Benim gibi hazır olan başkalarının olduğuna da inanıyorum. Sektör Meclisi’nin temsiliyet noktasında yeniden düzenlenmesi de, bu yolda ‘milat’ olur. Bu anlayışı ortaya koyan firmaların da katılımı ile beraber, kanaatimce Sektör Meclisi’nde güzel bir platform oluşturulabilir. Bu platform kullanılarak da sektörün sorunlarına hızlı çözümler bulabiliriz.

 

GÜLEGÜLE:  Geçen sene Belediye Ulaşım Dairesine gittiniz. Burada görülüyor ki sektördekiler bir araya geldiklerinde belediye karşısında bir güç olabiliyorlar. Kamu karşısında bir güç görmek istiyor. O güç o zaman sağlandı şimdi neden olmasın.

EKMEĞİMİZİN PEŞİNDEN KOŞACAĞIZ

BİRANT: Bireysel bir teşebbüsümdü. Buna ilişkin çalışmalarım birkaç sefer daha oldu. Rahatlıkla söyleyebilirim ki bunun arkası gelebilir. Yakın zamanda bunu harekete geçirecek bir çalışmam var. Bu bir dernek, cemiyet gibi bir şey algılanmasın. Bu sadece bir girişimdir. Ekmeğimizin peşindeyiz. Yeter ki ekmeği ortaya koyalım sonrasında paylaşması kolay olacak.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN