• Dolar Alış / Satış: 5.464 / 5.474
  • Euro Alış / Satış: 6.203 / 6.215
  • ISTANBUL:
  • Güneş:
  • Öğle:
  • İkindi:
  • Akşam:
  • Yatsı:
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

Bu mevzuatla sistemin yürüme şansı kalmamıştır

19 Şubat 2019
Bu mevzuatla sistemin yürüme şansı kalmamıştır

OTOBÜS işletmeciliği sıkıntılı bir dönemden geçiyor. İşlerin dibe vurduğu bir dönem bu. Sömestr tatili bitti. Sömestr tatilinin ise başı ve sonu hareketli, ortası sıkıntılı geçti. Yani umulan bulunmadı. Meseleye, ‘otobüs işletmeciliği nereye gidiyor’ diye bakmak lazım. Daha stratejik bakmak lazım.

Daha geriye dönük bakmak lazım. Vizyon koymak lazım.

Bakıldığı zaman bugünkü yapısı ile şehirlerarası otobüsçülük, turizm taşımacılığı, özel halk otobüsçülüğü ve hatta servis taşımacılığında durum artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır.

Otobüs işletmeciliğinin yeni düzenlemelere ihtiyacı var.

Sistem; kaynak israf eden, kapasiteyi verimsiz kullanan, kendi yapması gerekenleri yapmayan, yapamayan bir yapıda devam ediyor.

Mevcut mevzuatla beraber, otobüs işletmeciliğinin düzelmesi mümkün değil. Bazı düzenlemelere ihtiyaç var. 4925 sayılı kanun mutlaka revize edilmeli, zamanın ruhuna uygun bir şekle getirilmeli.

Ak Parti, yönetiminde ulaştırma politikalarında son derece başarılı olundu. Havayolu, demiryolu, denizyolu ulaşımında ciddi yatırımlar yapıldı. Türk Hava Yolları bir dünya markası oldu.

Bu arada otobüs işletmeciliği ise göz ardı edildi. Sürekli söylüyoruz, otobüs işletmeciliği diğer sistemlerin rakibi değil tamamlayıcısıdır ve ulaşım entegrasyonunun vazgeçilmez bir unsurudur.

Ulaşım modlarını ayrı ayrı değerlendirmek yerine, bütünleşik bir şekilde, entegre eden bir yapıyı düşünmemiz lazım. Her taşıma modunun kendi kanunu elbette olmalı; ama bir yerde tüm modların birleştiği ortak bir mevzuat olmalı.

Kanunlar arası çelişkiler otobüsçünün önünde hep bir engel olmaya devam ediyor.

Taşıma Kanunu’nda 3 tane temel sac ayağı var; bunlar Mesleki Yeterlilik, Mali Yeterlilik ve Mesleki Saygınlık.

Şu anda bu kanuna göre taşıma yapanlara baktığımızda, bu 3 sac ayağınında kırık olduğunu görüyoruz. 20 sene öncesine göre otobüs işletmecileri büyük bir saygınlık kaybetti.

Bunu kaybetmelerinin nedeni kişisel kusurları değil, ülke politikalarıdır. Bir diğer neden ise biz otobüsçüler, artı yanları ile eksi yanlarını iyi değerlendiremediler.

Analiz yapmak bizim sektörümüze yabancı bir kelime, analiz yapmayı başaramadık.

Bakın havayollarında globalleşme ve global birleşmeler var; biz bunu otobüs işletmeciliğine taşımak istiyoruz ve bu konuda ‘Star Alliance’ tarzı çalışmalarımız var.

350 firmayla Türk otobüsçülüğünün sürdürülebilir olmadığı aşikar ve bu sorun en büyüklerin iflaslarıyla başlamış durumda.

Bu ülkede aslında bu firmaları besleyecek kadar yolcu var, yani kaynak var. Bakıldığında gelirlerini gidere dönüştüren, giderlerindeki kârı çekip içinden alamayan bir yapı var. Çünkü ayrı ayrıyız işbirliklerimiz yok, kapasitelerimizi verimli kullanmıyoruz.

Hepimiz boş ve gereğinden fazla sefer yapıyoruz. Besin kaynağı tesisler ve hanut oldu artık; ama bunun da sonu geliyor. Çünkü tesisçilerin de verecek parası kalmadı.

Firmalar biletin yüzde 30 kısmını kesip alıyor, kalan yüzde yetmişle bu otobüsçü artık yola gitmiyor, gidemiyor.

Sektörün içinde bulunduğu sosyo ekonomik durum kazaları tetikliyor, güvenliği riske atıyor. Rekabet yerine işbirliğini konuşmamız gerekiyor.

Büyükler küçükleri ezmeye çalışıyor, küçükler büyüklere kafa tutuyor ve sonuç olarak kimse para kazanamıyor ve herkes yerinde sayıyor.

Ülkemizde artık 40 yolcunun seyahat ettiği tüm otobüslerin toplu taşıma aracı statüsüne alınması gerekiyor. Otomobil kullanımını azaltmak için toplu taşımayı özendirmek ve desteklemek lazım. Toplu taşıma sadece şehiriçi otobüs demek değildir.

Toplu taşıma, şehirlerarası ve uluslararası olarak da tanınmalıdır. Tüm bunlar yapılırken bizlerin, yani otobüs işletmecilerininde kendisini yeni sisteme hazırlaması lazım.

Halbuki 30-40 tane küçük ölçekli firma biraraya gelse ortaklık yapsa, devasa bir büyüklük ortaya çıkar.

Bir büyük firmanın gücüne ve kurumsallığına erişirler. Ortak servis koyabilirler, ortak bilet satış sistemi kurabilirler. Peki bunları yapmazlarsa ne olacak? ‘Zarar ettik’ deyip şoförün maaşını vereyemeyecekler, diğer çalışanların maaşlarını veremeyecek duruma gelecekler.

Sonuç; maaşını alamayan şoför, en nihayetinde kaza yapacak ve arkadan şoförde yetişmeyecek.

Adam öldürdük tazminatını ödeyemedik, kolunu bacağını kopardık tazminatını ödeyemedik ve engelli bıraktık tazminatını ödeyemedik. Biz, bu ülkeyi yönetenlerden hakkımız olmayanı istemiyoruz.

4925 sayılı kanunun herkesi memnun edecek şekilde düzenlenmesini talep ediyoruz.

Ulaşımın daha güvenli hale gelmesi için, verimliliğin gelmesi lazım. Kâr etmeyenden doğru iş bekleyemezsiniz. Zarar eden adam işini doğru yapamaz. Her yerden çalacaktır; bakımdan çalacaktır, lastikten çalacaktır, akaryakıttan çalacaktır, şoförün maaşından çalacaktır ve sonunda kazalara davetiye çıkaracaktır. Bugün yaşanan kazaların asıl nedeni işte bu sosyo ekonomik nedenlerdir. Sektöre şoför gelmiyor niye, çünkü özlük hakları yeterli değil.

Otobüs şoförüne kaptan statüsü kazandırmamız lazım. Bunlara özel eğitim verilmesi ve sertifikalandırılması lazım. Kamyon sürenle, otobüs süren veya yük taşıyanla yolcu taşıyan aynı olmamalıdır. Bizim atacağımız bu adımlara sektörün destek vermesini istiyoruz

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN