• Dolar Alış / Satış: 5.26 / 5.27
  • Euro Alış / Satış: 5.934 / 5.944
  • Vakitler Güncelleniyor..
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

‘Akıl’a dayalı yeni bir sisteme ihtiyaç var

5 Şubat 2019
‘Akıl’a dayalı yeni bir sisteme ihtiyaç var

SEKTÖRÜN ‘beka’ soronunun olduğu konusunda artık herkes hemfikir. Bir yandan yüksek mazot fiyatları, bir yandan köprü, otoyol ve otogar çıkışları, bir yandan da ücretsiz servis, şehiriçi yazıhane ve işletme maliyetleriyle boğuşuyor. Kamunun, sektörün önünü açmaya niyetli olmadığı görülüyor. Yapılacak şey, önemli bir takım maliyet kalemlerinden kurtulmak. Nilüfer turizm’in direksiyonuna geçen İhsan Aksoy da, benzer şeyleri söylüyor ve ‘Ya birlik olup maliyet kamburlarımızdan kurtulacağız, ya da iflası kabul edeceğiz’ diyor. İşte Aksoy ile söyleşimiz:

İhsan AKSOY kimdir? Nilüfer Turizm’in bugününde imzası nedir? Sizinle söyleşimize bu soruyla başlamak istiyoruz.

AKSOY: Ben Nilüfer Turizm’in yöneticisiyim, Türkiye genelinde firmayı yönetmekteyim. Bundan iki sene önce firmamızın kötü gidişatına son vermek adına göreve geldim ve iki sene içerisinde başta işçi hak ve alacaklarını ödemek olmak üzere çok yol kat ettik. Çok şükür ki bunca emeğimiz boşa gitmedi ve şu an itibarıyla firmamız borçsuz bir şekilde yoluna devam etmektedir. Böyle bir ekonomik duruma Nilüfer Turizm’in böylesine ayakları sağlam basarak girmesi bizleri gururlandırmaktadır.

Şimdi ise hem bu ekonomik ortamda ülke ekonomisine katkıda bulunmak hem de firmamız adına girişimlerimize devam etmek için yatırım yapma kararı aldık. Üstelik Has Otomotiv’den aldığımız 8 adetlik Mercedes-Benz Tourismo yatırımımızı böylece bırakmak niyetinde değiliz, bir aksilik yaşanmaz ise Mart-Nisan aylarında 7 adetlik daha bir araç yatırımı hedefliyoruz. Ülkemizin ekonomik istikrarı, sektörümüzün durumu ve şirketimizin ivmesi böyle devam ederse devamında da araç yatırımlarına devam etmek tabii ki önceliklerimiz arasındadır.  90 öz mal, 50 kiralık araçla faaliyetlerine devam eden Nilüfer Turizm, faaliyetlerine başladığı ilk günden beri değişmeyen anlayışıyla, sektörün lideri olma hedefinde yoluna devam etmektedir.

Kara yolu yolcu taşımacılığı sektörü dar bir boğazdan geçerken siz açıkçası günümüz itibarıyla büyük sayılacak adetli bir yatırım gerçekleştirdiniz. Bu bağlamda bizlere 2018 yılının değerlendirmesini yaparsanız neler söylersiniz? 2019’dan beklentileriniz nelerdir? Sektörün geçirdiği bu zor zamanları nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKSOY: 2018 sezonu için dürüst olmak gerekirse ‘etkilendik’ dememiz gerekmektedir. Tüm Türkiye’nin yaşadığı gibi, ekonomik birtakım sıkıntıları bizler de yaşadık. Ancak şükürler olsun ki filomuzdaki araçlarımızla alakalı bir borcumuz olmadığı için, sene boyunca yaptığımız cironun ciddi bir kısmını geçmişten kalan işçi hak, alacak ve tazminatlarına ayırdık. Böylece eksiğimizi kapatırken, yaşanan krizden ağır yaralar almadan çıktık.

Tabii ki 2018 senesinde yaşanan ekonomik dalgalanmalardan etkilenmememizin bir diğer gerekçesi de, firmamızın giderlerini minimize etmemizdir. Malumunuz, sektör firmalarında halen daha hoyratça harcamalar gerçekleştiriliyor. Ancak kabul etmemiz lazım ki; artık sektörümüz böyle büyük çaplı harcamaları sübvanse edebilecek durumda değildir.

Şunun altını çizmek isterim; sektörümüz akılcı gider yönetimi gerçekleştirebilirse toparlanabilecek, tekrar eski günlerine dönebilecek durumdadır.  Sektörümüzü böyle bir darboğaza düşüren beş neden olduğuna inanıyorum: ücretsiz şehir içi servisler, ikramlar, koltuk arkası televizyonlar, eğitimsiz – çekirdekten yetişmemiş- personel ve 2+1 koltuk düzenli araçlardır. Bunlardan kısa kısa bahsetmek isterim;: Evvela, saydığım beş kalem sebep dünyanın gelişmiş ülkelerindeki kara yolu yolcu taşımacılığı yapan müteşebbislerin tercih etmediği, Türkiye’deki kadar rağbet görmeyen kalemlerdir. Ücretsiz şehir içi servisler, sektörün bu içler acısı zamanında sürdürülmesi gereken bir hizmet değildir. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da birlik olamayan sektörümüz bu israfta ısrar etmektedir.

İkramlar ise amacını artık aşmış bir diğer gider kalemimizdir. Biz Türk milleti, geleneğimiz olduğu üzere misafirperver bir milletiz. Fakat bunun da bir sınırı, bir hududu olmalıdır. Misafir ettiğimiz, konuğumuz olan yolcularımıza belki sıcak ve soğuk içecek ikramı bu bağlamda hoş karşılanabilir, kabul edilebilir ancak bahsettiklerimizin tam aksine firmalarımız havlu atana kadar çeşit çeşit kekler, börekler, çöreklerle bir başka israfta direnmişlerdir. Sektör olarak bu yanlıştan da dönmemiz gerekmektedir. Ancak bir türlü birlik olamadığımız gibi hoyratça harcamalarda ısrar eden firmalarımızın ‘konkordato’ kurumuna sığındıklarına da şahit olmaktayız. ‘Bu zamana kadar neredeydiniz’, ‘Niçin hala birlik olamıyoruz’ sorularına da bir yanıt almak mümkün olmamaktadır.

Sektörümüzün önündeki engellerden bir diğeri de az önce de ifade ettiğim gibi eğitimsiz personellerdir. Kendi adıma, artık muavinlikten şoför yetişmemesi durumunu anlamlandıramıyorum. Diğer taşıma modlarındaki kaza oranlarını, kara yolu yolcu taşımacılığı ile kıyasladığımız vakit tablonun ne denli vahim olduğunu görebileceğimize inanıyorum. Diğer taşıma modlarının yaptığı gibi nitelikli eleman yetiştirmeye gerekli önemi verebilirsek hem kötü imajımızdan hem de çok büyük zarar kalemlerinden kurtulabileceğimiz de aşikardır. Oysaki bizim mesleğimiz onurlu, şerefli bir meslektir. Göz nuru dökerek, insanları sevdiklerine kavuşturarak para kazandığımız işimize yakışan özeni gösterebilirsek, dolmuştan inen şoförü otobüs koltuğuna oturtmaz isek, mesleki eğitim mekanizmasını işletebilirsek güzel günler görebileceğimize inanıyorum.

Pastanın ebatı belliyken, biz kendi dilimlerimizi değil pastanın bütününü büyütmeyi hedeflemeliyiz. Bunun da tartışmasız tek yolu, ‘ucuz bilettir.’ Ancak halihazırda sektörümüz topyekun olarak 2+1 koltuk dizilimli araç yatırımı yapmaktadır. Böyle bir mecburiyetimiz bulunmamakta iken yine birlikte karar alıp uygulayamayan sektörümüz, bu sebeple de müsrifliğe devam etmektedir.  Saydığımız tüm bu kalemlerin, tüm bu yersiz harcamaların esasen bir çare olmadığını yolcu sayısının beklendiği üzere artmadığı gibi yolcuların giderek diğer taşıma modlarını tercih etmesi ve hatta bireysel taşımanın oranının artması gibi sonuçlarla sektörün yararına olmadığını görebiliriz. Firmalarımız vakit kaybetmeden barışmalıdır, toplanmalıdır.

Fiyat artışları hariç hiçbir konuda toplantı yapamayan bir sektörden bahsediyoruz, inanın bu tablo çok acı bir tablodur. Sektörümüz her geçen gün kan kaybederken, bunun önüne geçmek adına aksiyon almak yerine müsrifliğini bilet fiyatlarına zam yaparak onarmaya çabalamaktadır.  2019 yılından neler beklediğimize gelince, temkinli olmamız gereken bir yıla daha merhaba dediğimiz inancındayım. Özellikle borç stoklarının eritilmesi gereken, ayağımızı yorganımıza göre uzatmamızın elzem olduğu bir sene bizleri bekliyor. Güzel ülkemizin düşmanları oldukça fazla. Hükümetimiz yerli ve milli bir duruşla tüm bu hainlere karşı gereken cevapları tek tek veriyor. Hükümetimizin bu konudaki duruşunu takdir ediyor ve kendilerini her daim desteklediğimizi ve destekleyeceğimizi belirtmek istiyorum. Yeni yılda hükümetimizden giderlerimizin zaman zaman yüzde 25’ini oluşturan ve aslında ülkemiz adına çok faydalı gördüğümüz köprü ve otoyol ücretlerini otobüsçü lehine düzenlemelerini talep ediyoruz. Otobüsçü ülkemizin gerçek aynasıdır, taleplerimizin bu konudaki hassasiyetine önem verileceği inancındayım.

Tüm bu kıymetli yorumlarınız için teşekkür ediyoruz. Sektörümüze ve okuyucularımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mıdır?

AKSOY: Özellikle camiamıza bir kez daha seslenmek istiyorum. Gelin birlik olalım, yere düşmüş olan otobüsçülüğü tekrar ayağa kaldıralım. Firmalar olarak sık sık toplantılar düzenleyelim. Yukarıda saydığım beş sebebe kafa yoralım, üzerinde düşünelim aksi halde tünelin ucunda ışık görünmemekte.

Kapasitemizi artırmalı ve verimli kullanmalıyız. Artık devir yolcuya lüks sunma devri değildir. Yolcumuz tercihini ekonomik olandan yana kullanmaktadır. Bizim sırtımızda yük olan ve lüks olan tüm giderlerimizi acilen kısmalıyız yoksa her firmanın sonu ‘konkordato’ yahut ‘iflas’ sözcükleri ile anılacaktır.  Ve bizler sektörümüzün üst düzey kuruluşları güdümünden kurtulmalı, firmalar olarak bu üst düzey kuruluşlara yön vermeliyiz. Sektörün gerçeklerinden uzak kalan isimlerle süreç nasıl günümüzdeki hale geldiyse, bundan sonra da çözüm beklemek yersiz olacaktır.  Tüm sıkıntıları ardımızda bıraktığımız, eski günlerimizi özlemeyeceğimiz seneler diliyorum.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

Kategoriler

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN